mart 1995 peder ve valide tarafindan cok zehir zemberek bulundugu icin veto edildi gectigimiz 26 mart pazar gunu istanbul tatilimi bitirip new york'a ucacaktim. sabah erkenden havaalanina giderken o gun olacaklar icime dogmus olacak ki havaalanina gelirken ailemle ucagi kacirsam ne kadar guzel olur diye ailemle sakalasiyordum. 10:45 ucagi icin saat 9'u yirmi gece ataturk havalimaninan vardigimda korktugum basima geldi. turk hava yollari deskine geldigimizde oradaki hanim bizi "new york hatti kapandi" cumlesiyle karsiladi. ne olup bittigini sordugumuzda, bize "efendim, biz her zaman no show ihtimalini goz onune alarak ucaga fazla yolcu aliriz, fakat bu sefer herkes gelince siz acikta kaldiniz" yanitini verdiler. bana londra uzerinden bir ucusa transfer teklif ettiler. ben londra havalimainda vize problemleri ciktigini bildigimden kabul etmedim. kendilerine new york'ta cok onemli islerim oldugunu, muhakkak pazartesi sabahi orada iste olmam gerektigini soyleyince hikaye degismeye basladi. ucak overbook olmus denildi. bir sure insanlarla konusup cabalayinca anladik ki "ucak kuculmus". koskoca ucak yikanip ta cekmis mi, oyle sey olur mu hic demeyin, yasadigimiz ulke turkiye cumhuriyeti olunca hersey olabiliyor. o anda sabah gazetesinde bir gun once okudugum bir yazi aklima geldi. sayin (!) cumhurbaskanimiz suleyman demirel guney amerika gezisi icin turk hva yollarindan a-340 ucagini "rica etmis". bu en buyuk boy ucaklardan filomuzda sadece iki tane bulunuyormus, bunlar da tokyo ve new york gibi cok uzun mesafeli ucuslarda kullaniliyormus. sayin babamiz iki ucagin birini sahsi hizmetine alinca da thy yolcularin tabii -kullandigim dili affediniz- bok yemek dusuyor. sayin demirel ucagin birini alip gitti, ataturk havalimnindaki sade vatandas ve turistler de cozulmesi pek guc problemlerle basbasa birakildilar. ucak kuculunce havaalaninda isler sarpa sardi. birilerinin ucaktan indirilmesi lazim. maalesef onceden bir takim yolculara haber salinip 'bir aksilik oldu', sizi baska bir ucakla yada bir sonraki gun gondermeye calisalim diye bir teklif goturulmemis. son ana kadar mucize olup ta bazi yolcularin seyahatlarini iptal etmeleri beklenmis. mucize olmayinca da insanlar ucaktan indirilmeye calisiliyor. fakat isin daha da ilginc yonu ucakta first class ve business classta bos yer olmasi. buna ragmen, butun dunya hava yolu teamullerine karsin, insanlar upgrade edilmektense yolda birakiliyor. bu durumun sebebini sordugumuzda ise "yetkimiz yok" cevabini aldik. havaalaninda o gun gorev yapan memurlar boyle kararlari alacak kidemde olmadikalrini soyluyorlar. akla iki ihtimal geliyor, ikisi de birbirinden berbat. ya havaalaninin turist dolu oldugu bir gun ortalikta tek bir yetkili yok, hepsi isten kaytariyor; yada yetkileri oldugu halde ust makamlardan gelen baskilar o kadar buyuk ki vazifelerini yapamiyorlar. olayin teknik tarafini bir yana birakip biraz da sebep olunan insan manzaralarini yansitayim. bendeniz ataturk havalimaninin ortasinda aman vaizler kaybolmasin, ucaga binebilecek miyiz, omazsa alternatif nedir, elimizdeki pakete mukayyet olalim, diye kosusturuyoruz. beri yanda bir tur operatoru otuz kisilik grubundan iki kisi ucaktan indirildi diye perisan halde onune gelene yalvariyor. bu beyin amerikali ortagi kalp krizinden gitmek uzere heyecandan. bu karisiklik surerken diger ucuslar icin gelmis olan vatandaslar bekleyip duruyorlar. neyse ki birseyler yapildi. biriki tur yolcusu istanbulda bir gece otelde agirlanmak kosuluyla ucaktan inmeyi kabul ettiler, bendeniz ve birkac kisi de business class'a upgrade edildi, is cozumlendi. tabii son anda nereden ciktigi belli olmayan torpilli bazi kimseler de elini kolunu sallayarak ucaga girdi. velhasil ataturk havalimaninda pek karmasik ve heyecanli bir sabah yasadik. son yillarda turk hava yollarinin uluslarasi piyasalarda rekabet edebilir bir konuma gelmesini ve servis kalitesinin hizla yukselmesini gurur ve mutlulukla izliyorduk. fakat simdi goruluyor ki bu konuma yakismayan olaylar hala gozlenebiliyor. isin aci yani, bu uygunsuz davranislarin turk hava yollari calisanlarindan ziyade devletin ust kademsinde bulunan ve batililik ve medeniligi kendisine siar edindigini iddia eden kimselerden gelmesi. ulke disina ciktiginda yasa uluslararasi basin organlari onune ciktiginda esitlik ve adalet havarisi gorunup, ulkesine dondugunde eski ayricaliklarini kullanmaya devam etmeyi beklemek maalesef gunumuzun bilgi tolumunda artik mumkum degil. memleketimizin uzerine coreklenen bu cag disi zihniyetten kurtulabilirsek onumuz acik, istikbalimiz guzeldir. simdi 1995 yilinda medeni bir devletin idaresini elinde tutan yada tutmaya calisanlarin sapkalarini onune koyup dusunmesi lazim. bir yandan avrupa topluluguna girecegiz, gelismis ulkelerle rekabet edecegiz, cag atlayacagiz diye nutuk atmak, obur yandan da ortacag feodal davranislarini surdurmek artik mumkun degil. medeni ve hukuka saygili bir toplum olarak yasamak istiyorsak bir takim everensel ahlak ve nezaket kurallarina riayet etmemiz lazimdir. bunu kendisine yediremeyenlerin de memleketin dunyadaki imajini ayaga dusurmektense sapkalarini alip gitmeleri uygun olur.