1995'te ataturkculuk umit kumcuoglu - 26 mart 1995 son yillarda ulkemiz gitgide hizlanan ve derinlesen bir ataturkculuk tartismasina suruklendi. toplumumuzda siyasal ozgurluklerin artmasiyla eszamanli olarak gundeme gelen bu tartisma, rahmetli turgut ozal'in da bir olcude destekledigi ikinci cumhuriyet fikrinin ortaya atilmasiyla daha da karmasik bir hal aldi. bir yanda, yetmis yillik cumhuriyet yonetiminin yanlislariyla hesaplasma istemi, ote yanda ise yirmi birinci yuzyila girerken ataturk'un baslattigi modernlesme ve ozgurlesme cabalarini koruma ve devam ettirme istegi var. kanimca bugun ataturk'un icraatlarinin bu kadar genis cerceveli tartisilmasi zaman ve enerji kaybindan baska birsey degildir. zira ataturk ilkeleri ve inkilaplari artik siyaset biliminin odagindan cikmis, tarih ve sosyoloji bilimlerinin ilgi alanina girmistir. ataturkculugun bugunku turk milletinin gunluk sorunlarinin cozumunu degil yetmis yil oncesinin varolus mucadelesinin prensiplerini icerdigi unutulmamalidir. ataturk inkilabi derinlemesine dusunulmus, tartisma ve hatta savaslara konu olmus, gerceklestirilmis vede toplum benligine yerlesmis bir kavramlar grubudur. bugun artik turk milletinin toplumsal hafizasinin ve yapisinin onemli bir parcasi haline gelmistir. bu nedenle, artik zamanimizi yetmis yil once biz olasaydik ne yapardik diye dusunmek yerine turk ulusunun 1995'teki acil sorunlarini cozumlemek icin kullanmamiz gerekiyor. su anda turkiyede varolan siyasal platformun garipligini daha da vurgulamak icin bizdeki ataturkculuk tartismalarini diger demokratik ulkelerdeki benzeri tarihi ve siyasal tartismalarla karsilastiralim. bugun fransada hickimse fransiz ihtilalinin yapilmasi iyi mi kotu mu olmustur tartismasina girmez. iki yuz yil onceki ihtilalin getirdigi prensipler nasil gelistirilebilir, yada gecmiste yapilan hatalar nasil duzeltilebilir konusu konusulur. amerika birlesik devletlerinde 1861'de guneyin ayrilik karari uzerine kuzeyin savas acmasi dogru mu olmustur yanlis mi olmustur konusunu gundemde goremezsiniz. bunun yerine, zenci ve latino vatandaslarin haklarinin arzulanan noktaya gelip gelmedigi tartisilir. federal hukumet ve eyaletlerin arasindaki hak ve yukumluluk dagiliminin adil olup olmadigi arastirilir. italya'da da musolini iktidarinin yargilanmasi adalet sistemine ve tarihcilere birakilmistir. bugunku siyasal sistem tartismalarinda avrupanin diger ulkeleri butunlesme, yolsuzluklarin arastirilmasi, mafya ile mucadele, siyasi istikararin saglanmasi gibi konular uzerine durulmaktadir. yetmis yil once gecen olaylarin muhasebesine bizim kadar zaman ayiran bizden baska bir medeni millet daha yoktur. peki turkiye cumhuriyetinin uzun vadeli siyasi ve felsefi problemlerinin cozumu icin bugun yapilmasi gereken nedir? bu asamada ataturk ilkelerinden nasil yararlanilabilir? kanaatimce turk siyasetcisinin bugun ataturku asma vakti gelmistir. ataturk ne kadar buyuk bir lider olsa, da bugun onun arkasina saklanmak vefa degil beceriksizlige ve dusunce zaafina isaret eder. yetmis yil once soylenen ve uygulanan politikalari tartismak yerine yeni fikirler uretmek vede ataturkun insa ettigi kurumlardan daha saglam ve basarili kurumlar yapilandirmak gerekiyor. bu konuyu daha somut bir hale getirmek icin ise alti oktan baslyabiliriz. alti ilkeyi dogru yanlis seklinde yargilamak yerine onlarin cagimizdaki uzantilarini yakalamak ve gunumuze uyarlayarak devam ettirmek gerekir. bu yuzyilin basinda turk milletinin ic ve dis siyasi zorluklar karsisinda ayakta tutabilmek icin etnik ve kulturel temellere dayanan milliyetcilik prensibi ortaya atilmisti. bugun bunun yerine hukuk ve ekonomi uzerine insa edilmis yurtseverlik prensibini koyabiliriz. bin dokuz yuz yirmi ucte saltanat ve onu cevreleyen oligarsinin yerine cumhuriyet ilan edilmisti. bugun cumhuriyetcilik prensibini daha ileri goturerek demokrasiye ulasmaliyiz. kurtulus savasimiz sirasinda halki saltanatin ve yabanci ulkelerin baski ve egemenliginden kurtarmak icin halkcilik ilkesi ortaya atilmisti. bugun ise davamiz farkli bir duzeye ermistir; bireyleri toplum ve devletin asiri baskisindan kurtarmak ve ozgurce yasama imkani tanimak gereklidir. o halde halkcilik ilkesini insan haklarina saygi ilkesi ile tamamlamaliyiz. ataturkun inkilapcilik ilkesi ise alti okun arasinda bugunku konumuzla belki de en yakindan ilgili olani. inkilapcilik, entellektuel olarak cagi takip etmeyi ve hatta gucumuz yeterse dunyaya ornek olmayi icerir. bugun bahsettigimiz "ataturk ilkelerini gelistirme ve uzerlerine yeni hedefler kurma" calismasi da zaten inkilapcilik ilkesinin dogal bir tezahurunden baska birsey degildir. devletcilik ilkesi, bin dokuz yuz otuzlarin kosullari icinde devletin toplumsal gelismeye onayak olmasi geregi sonucunda ortaya cikmistir. bugunun iktisadi duzeninde devletin onemi azalmamakla beraber toplumda oynamasi gereken rol cok degismistir. toplumu cepecevre saran bir mudahalecilik yerine bireylerden ve toplumsal gruplardan cikan basarili dusunce ve faaliyetleri tesvik etmeye yonelik bir devlet anlayisi gereklidir. devletin bugunku vazifesi bizzat girisimci olmak yerine girisimcileri tesvik etmek ve toplumsal dayanismayi percinlemek olarak ozetlenebilir. bes ilkeyi tartistik, geriye son yillardaki ikinci cumhuriyet tartismalari sirasinda en sik gundeme gelen laiklik ilkesi kaldi. maalesef ulkemizde laikligin "din ve devlet islerinin birbirinden ayrilmasi" seklinde cok basit bir tanima indirgenmesi egilimi var. bu yanlisligi en kisa zamanda duzeltmek sarttir, zira laiklik cok daha kapsamli ve degerli bir kavramdir. laiklik devletin isleyisinde din (yada marksizm) gibi dogmalar yerine kaynagini halk iradesinden alan hukuk prensiplerinin egemen olmasi demektir. kanunlarin yapilmasinda ve uygulanmasinda "ilahi" soylemlerin degil mantik ve tartisma sonunda varilan uzlasmalarin esas alinmasi demektir. kisacasi laiklik dusunce ve ifade ozgurlugunun devlet tarafindan guvence altina alinmasidir. bugun dunyamiz hizla degisen ve gelisen bir sistemdir. turkiye gibi siyasi ve ekonomik gelismesini henuz tamamlayamamis bir ulkede artik ataturk inkilaplarinin dogru mu yanlis mi oldugunu tartismanin hic kimseye bir yarari yoktur. ataturke dusman olup sovmek yada hayran olup bos gozlerle heykellerini seyretmek yerine onun turkiyeye yaptigi hizmetlerden daha iyisini yapmaya calismamiz gerekir. ataturk ilkeleri hakkindaki sahsi degerlendirmelerimiz ne olursa olsun en onemli gorevimiz ileriye bakmak ve onlarin uzerine daha iyilerini insa etmektir. cagimizdan oncekileri yargilamak sadece tarihcilere duser.