25 nisan 1995 seattle gectigimiz hafta sonu cuma gununun tatil olmasindan faydalanip seattle'a gittim. hakkinda pek cok guzel ani duydugum bu sehre gitmeyi uzun zamandir istiyordum. iyi ki de zaman ayirip gitmisim, seyahatimden her bakimdan cok memnun kaldim. memnuniyetimin bir ifadesi olarak gozlemlerimi sizlerle paylasmak istedim. seattle cok ilginc bir cografi konuma sahip. etrafi yuksek daglarla cevrili bir cukur icerisinde, karayla denizin ic ice gecmis oldugu bir yer. sehir okyanusa acilan dar bir korfez olan 'puget sound' ile oldukca buyuk iki tatli su golu arasinda. istanbul ve san fransisco gibi pek cok tepenin uzerine kurulmus. sehir agaclarla kapli bir alan uzerinde, ormanlar adeta sehir merkezine kadar girmis. yuksek tepeler ve vadiler buyuk mavi su kutleleri ve yesil koruluklarla bir araya gelince cok muhtesem bir manzara ortaya cikmis, doga guzelligi ve medeniyet ideal bir sekilde ic ice girmis. seattle'in etrafini ceviren yuksek daglar da bu goruntuye baska bir guzellik katiyor. bir yanda isvicre veya avusturyadaki alplere beneyen dort mevsim karli olimpos daglari, obur yanda ise peri masallarinda anlatilan daglara benzeyen mt.rainier. mt.rainier seattle'a birkac saat mesafede oldukca yuksek bir dag. sehirden bakilinca etekleri hic gorunmuyor. yerden besyuz metre yukseklikte baslayan tepeleri karli, yalniz bir dag. masmavi gokyuzunun ortasinda birden beliriveren karli tepesini ilk gordugunde insan hayal mi gercek mi oldugunda tereddut ediyor. tanrinin guzelligini esirgemedigi bu sehre insanlar da kendisine yakisan bir isim bulmuslar. 'seattle' on dokuzuncu yuzyildaki son buyuk kizilderili seflerinden birisinin adi. sef seattle topraklarini amerikan hukumetine devrederken yaptigi uzun ve anlamli konusmasiyla unlu. bu konusmasinda seattle kizilderili irkinin beyazlar karsisindaki caresizligini dile getirdikten sonra olmekte olan bir neslin son temsilcisi olarak kendisinden sonra gelenlere ogutlerde bulunuyor. batililarin maddi degerlere duskunlugu ile dogaya olan saygisizligini elestriyor. diyor ki 'biz kizilderililer yillar boyu bu topraklarda diger varliklarla uyum icinde yasadik. daglar babamiz, irmaklar annemiz, agaclar kardesimiz, hayvanlar ise cocuklarimizdi. dogayla uyum icinde yasadigimiz icindir ki mutlulugu bulduk. siz beyazlar ise dogayi ya ezmeniz gereken bir dusman yada sonsuza dek bedavaya kullanabileceginiz bir kaynak olarak goruyorsunuz. ilerlerken arkanizda pislik, toz ve dumandan olusan bir iz birakiyorsunuz. bizim gibi dogayla uyum icinde yasamayi ogrenmezseniz korkarim ki hem dogayi hem de kendinizi yok edeceksiniz. sonunuz bizimkinden de aci olacak'. bugunku cevre sorunlarini ve manevi boslugu yuz yil oncesinden gorebilen derin sezgili bu kizilderili sefinin isiminin bu guzel sehre verilmesi cok munasip bir karar olmus. seattle doga guzelligi kadar yasam standartlari ile de ornek bir sehir. yillardir amerika capinda yapilan 'en rahat yasanacak sehir' yarismalarinda birinci sirayi kimseye kaptirmiyor. amerikanin dogu sahilinin butun maddi olanaklarini aynen sunmakla birlikte cok daha ucuz, huzurlu ve guvenli bir sehir. genc nufusun orani oldukca yuksek. huzur ve guven ortami dolayisiyla amerikanin cesitli bolgelerinden insanlar cocuk yetistirmek icin seattle'i cok uygun gorup buraya goc ediyorlar. seattle'da uretimin cogu baslica uc sektorde yapiliyor. boeing ucak firmasinin fabrikalari insanlarin onemli bolumunun dogrudan yada dolayli olarak gecim kaynagi. bu gunlerde basta microsoft olmak uzere bilgisayar dunyasinin irili ufakli bircok sirketi de seatlle'a yerlesmis durumda. bir de onemi eskiye gore azalmis olsa da hala canliligini surduren kereste sanayii var. seattle pasifik okyanusu uzerinde olmasi ve icinde onemli sayida uzak dogulu insan barindirmasi nedeniyle amerika ile uzak dogu ulkeleri arasindaki ticaret kapisi. japon, cin ve kore mallari seattle'in deniz ve hava limanlarindan amerikaya giris yapiyor. iste bu sanayiler ve etraflarini saran hizmet sektoru seattle'in gecimini sagliyor. sehir ekonomik alanda oldugu kadar sosyal alanda da basarili. gelir dagilimi diger buyuk sehirlere oranla oldukca iyi. degisik irk ve milletler arasindaki iliskiler baris icinde yuruyor. vergiler makul seviyede ve eyalet ve belediyenin mali sagligi yerinde. egitim ve sagliga onem veriliyor. sehir cok liberal ve her dusuncede insanin yabancilik cekmeden yasamasina musait. kaliteli ve ucuz bir devlet universitesi var. cesitli sanat faaliyetleri ve gece hayati fena degil. sehrin iklimi insanlarin sikca sikayet ettikleri tek nokta. ben her nasilsa cok sansli ciktim ve seattle'da gecirdigim uc gun sirasinda gokyuzunde tek bir bulut bile gorulmedi. ama burada uzun sure yasayanlarin anlattigi kadariyla seattle'da yagmursuz gecen gun pek az. hava gunden gune, hatta saatten saate degisebiliyor. bu yuzden daglarin, gollerin ve ormanlarin guzelim manzarasini her zaman gormek mumkun olamayabiliyormus. ancak sicaklik sene boyunca cok mutedil, yazlari bogucu bir sicak, kislari da dondurucu soguk gozlenmiyormus. ismi 'sukunet' kelimesinden gelen pasifik okyanusu kiyisinda olmasindandir belki de? seattle bana doga ile medeniyeti bir arada yasatmaktaki basarisindan dolayi yirmibirinci yuzyila hazir bir sehir olarak gorundu. amerika ve dunyadaki sehirlere ornek gosterilebilecek bir yer. iki gun gezip gormek icin de olsa, yerlesip on yil yasamak icin de olsa hemen hemen her insana aradigi birseyleri verme potansiyeli olan bir sehir. amerika birlesik devletlerini ziyaret eden veya etmeyi planlayanlara seattle'i da seyahat planlarina almalarini oneririm. bu sehire gidip te iyi vakit gecirmeden donmek zor.