1 mayis 1995 AMERIKAN SIYASI HAYATINDA YENI HEYECANLAR son birkac yildir amerika birlesik devletleri siyaset sahnesi bin dokuz yuz altmislarin atesli tartismalarindan beri gorulmeyen bir hareketlilige sahne oldu. siyasi partilerin yillardir pek degismemis platformlari bastan asagi yenilendi, birkac yil oncesinde tartisilmasi hayal bile edilemeyecek olan konular toplumun her kesimi tarafindan tartisilmaya baslandi. secim kampanyalarinda ve cesitli sivil toplum forumlarindaki siyasi tartismalarda gorulen bu canlilik meclis ve senatodaki yasama faaliyetlerine de yansidi. baskan clintonun secildigi 1992 seciminden sonra saglik, egitim, uluslararasi ticaret, cevre ve sosyal yardim gibi toplumun butununu ilgilendiren pek cok konuda buyuk planlar hazirlandi. yasama organi da, cumhuriyetci partinin kirk yil aradan sonra ilk defa meclis cogunlugunu ele gecirdigi 1994 kasim secimlerinden sonra hummali bir calisma icerisine girdi. oyle gorunuyor ki amerika birlesik devletleri siyasi ortaminda onemli sarsintilar var. secmenlerde devlete ve siyasetcilere karsi buyuk bir guvensizlik olusmus durumda. bu nedenle ulke ekonomisi son on yilin en yuksek hiziyla buyumekte oldugu halde vatandaslar hallerinden memnun degil. toplumun hemen hemen butun kesimleri siyasi ve ekonomik duzende koklu reformlar istiyor. halktaki degisiklik istegini goren ve kendilerini secmenin gazabindan korumaya calisan politikacilar hergun yeni tekliflerle ortaya ciktiklari halde toplumdaki kaynasma durulacaga benzemiyor. amerikan halki neden sikayetci? tatminsizlik ekonomiden mi, siyasal partilerden mi, toplumsal duzenden mi yoksa manevi sebeplerden mi? bu sorunun ayrintili yanitini vermek icin ciltler dolusu kitap yazilabilir. ancak su ana kadar su yuzune cikmis olan etkenleri su sekilde ozetleyebiliriz: 1. amerika birlesik devletlerinde gelir dagilimi bozulma egiliminde. su anda bile ulke varsil ve yoksul kesimler arasindaki hayat standardi farki bakimindan diger gelismis ulkelerinden uzaklasip latin amerika ulkelerine yaklasmakta. iki yuz yildir demokrasi ve kapitalizmin en sadik savunucusu olan 'ortadirek' bugun geleceginden endise ediyor. son yillarda egitim ve saglik gibi temel harcamalar orta sinifin gelirinden daha hizli artmis durumda. ulke ekonomisi buyudugu halde simdiki calisan nesildeki pek cok insan anne babalarinin hayat standardini fazlaca asabilmis degil. calisan kesimin buyuk bir kismi ayni ucreti alabilmek icin gun gectikce daha fazla calismak zorunda kaliyor. 2. halk devlet hizmetlerinden sikayetci. amerika birlesik devletleri bagimsizlik savasinin en buyuk nedeni vergi oldugu halde bugun ulkedeki federal ve yerel vergiler avrupa ulkelerinden daha az degil. buna karsin devlet hizmetleri avrupadakilerle kiyas kabul etmeyecek kadar zayif. avrupali vergi mukellefi yuksek vergilerin karsiligini asayis, bedava egitim ve saglik, rahat toplu tasima ve saglam bir sosyal guvenlik agi seklinde aldigi halde amerikali vergi mukellefinin devletten aldigi hizmet yetersiz kaliyor. yuksek savunma harcamalari, yuksek politikaci ve burokrat gelirleri vede yolsuzluk soylentileri halki rahatsiz etmeye baslamis durumda. 3. dunyanin diger ulkelerindeki hizli gelisme temposu amerika birlesik devletleri vatandaslarinin gozune carptikca toplumda rahatsizlik yaratiyor. ikinci dunya savasinin sonunda harabe halinde olan ve yillarca amerika'dan maddi ve manevi yardim alan fransa, almanya, japonya gibi ulkelerin bugun amerika ile rekabet halinde olmasi amerikan halkinin kendine guvenini sarsmakta. demokratik avrupa ulkeleri ile ekonomik rekabetten daha da rahatsizlik verici bir konu ise kore ve tayvan gibi otoriter asya ulkelerinin amerikadan cok daha hizli buyuyor olmasi. yillar boyu demokratik kapitalizmin ustunlugu teziyle yetistirilen nesiller bugun amerikanin sosyal ve ekonomik liderlik konumunu kaybetmekte olmasini hazmetmedemiyor. 4. amerika'daki irksal ve etnik bolunmeler gitgide artiyor. liberal sosyal politikalar zencilerin siyasi durumunu goreli olarak ilerletmesine ragmen irklar arasinda kardeslik ortami yaratabilmis degil. toplumda kendi icinde homojen ama kendi disindaki gruplara ilgisiz yada dusmanca yaklasan fraksiyonlara bolunme egilimi var. degisik siyasi ve sosyal ozelliklere sahip insanlarin birbirlerini anlayamayacagi, bu yuzden de bu yolda caba sarfetmenin zaman kaybi oldugu gorusu tehlikeli sekilde taraftar buluyor. irksal ve etnik bolunmelere son yillarda siyasi goruse, dine, dile ve cinsel tercihe dayali bolunmelerin eklenmesi kutuplasma egilimini korukluyor. 5. siyasi yelpazenin sagindan devletin insanlarin hem ozel hem de is hayatina gereginden fazla karistigi gorusu one suruluyor. hatta bu gorus oldukca tehlikeli boyutlara ulasti. ulkenin her yaninda devlete ve devletle ilgisi olan butun insanlara karsi nefret duyan bir zumre ortaya cikmis durumda. iki hafta onceki oklahoma city bombali saldirisi da bunun en onemli gostergesi. radyolarda sabahtan aksama washington'daki yoneticilere soven program yapimcilarindan federal devlete karsi kasabalarini savunmak icin milis gucleri olusuturan siddet sevdalilarina ve kurtaj kliniklerini bombalayan dini militanlara kadar pek cok grup kendi sosyal grubunun fikirlerini savunmak ve yaymak icin devletle mucadele halinde. devletin toplumun cogunlugunu asiri uclara kaymis olan azinliklardan koruma sorumlulugu ciddi sekilde sorgulaniyor. dunyanin en zengin ve en ozgur ulkelerinden birinde boyle bir hareketlilik gorulmesi demokratik siyasal duzende ve kapitalist eknomik duzenede onemli degisikliklerin habercisi olabilir. nasil ki 1930'larda ve 1960'larda dunya capinda toplumsal catismalar gozlendi ve bunlari takip eden reformlar yapildiysa, 1990'larin sonunda da ayni yonde gelismeler olabilir. amerikanin cografi konumu ve gelismislik seviyesi turkiyeden cok farkli olsa da cagimizdaki siyasi ve teknolojik gelismelerden dolayi bugun amerikada ortaya cikan olaylarin yakin zamanda ulkemizi de etkilemesi kacinilmazdir. bu yuzden amerika, avrupa ve dogu asyadaki degisimleri gunu gunune izlemek ve almamiz gereken dersler varsa bunlari bir an once kavramak cok onemlidir. amerikan toplumundaki guncel sorunlardan bahsederken son zamanlardaki cozum onerilerini de incelemek gerekir. son kongre secimlerini kazanan cumhuriyetci partinin son birkac aydaki icraati bu konuda en gecerli gostergedir. son zamanlarda amerikan temsilciler meclisinde teklif edilen ve kanunlasan bazi tasarilar turkiyemizin siyasi atmosferi ile de yakindan ilgili oldugu icin bunlardan bazilarina kisaca goz atmak ve cikarmamiz gereken dersler olup olmadigini arastirmak faydali olur. gectigimiz secim kampanyasi sirasinda 'kokten reform' adaylar arasindaki tartismalarda onemli yer isgal etti. kampanyanin sonuna dogru cumhuriyetci parti 'amerika ile sozlesme' adi altinda on maddelik bir manifesto hazirladi ve halka sundu. bu sozlesme cabucak taraftar buldu ama basindan beri de hazirlayicilari ile karsitlari arasinda buyuk tartismalara neden oldu. ancak halkin cogunlugu sozlesmeyi olumlu degerlendirmis olacak ki cumhuriyetci parti kirk yildan beri ilk defa parlamento cogunlugunu ele gecirdi. secimden sonra da cumhuriyetci parti yoneticileri sozlerini tutarak on maddenin hepsini ilk yuz gun icinde parlamentoya sunmayi basardilar. kontratin bir ozeti ve meclisteki performansi soyle: butcenin 2002 yilina kadar dengelenmesini zorunlu kilan vede bu tarihten sonra butce acigi verilebilmesi icin meclisin yuzde altmis cogunlugunu gerektiren bir anayasa degisikligi teklifi parlamentoya sunuldu. mecliste ucte iki cogunlugu rahatca sagladi, senatoda bir oy farkla kaybetti. meclisin is kanunlari konusunda diger isverenlerden ayricalikli konumunu kaldiran bir kanun teklifi kabul edildi. cumhurbaskanina mali harcamalarla ile ilgili kanunlarda kanunun tumunu veto etmeden tek tek maddelerini veto edebilme hakkini veren bir kanun teklifi de kabul edildi. evlilik disi cocuk sahibi olmus onsekiz yasin altindaki fakir kadinlara sosyal yardimin kesilmesini iliskin bir yasa mecliste halen gorusuluyor. ancak yardimi kesmenin gencleri evlilik disi cocuk yapmaktan alikoyup koymayacagi hem akademisyenler hem de sosyal yardim konusunda uzman burokratlar arasinda hala tartisiliyor. fakirlik sebebiyle devletten yardim alan vatandaslara bir sure sonra calisma zorunlulugu getiren bir kanun yururluge girdi. ailelere cocuk basina bes yuz dolar vergi iadesi teklifi meclisten gecti, fakat senatoda takildi. simdi de kurumlar vergisinde ve gelir vergisinde muafiyetleri azaltan kanun teklifleri tartisiliyor. hatta cumhuriyetci parti icindeki bazi fraksiyonlar degisik gelir seviyelerine degisik vergi oranlari yerine butun vatandaslara ayni vergi oraninin uygulanmasinin daha adaletli olacagini savunuyorlar. bunlarin yanisira federal hukumetin eyaletlere gelir kaynagi vermeden sorumluluk yuklemesini yasaklayan bir kanun yururluge girdi. bu sayede eyaletlere kendi butceleri uzerinde daha cok soz sahibi olma imkani saglandi. butce aciginin azaltilmasina iliskin yogun cabalarina ragmen cumhuriyetci parti meclis grubu savunma harcamalarinin artirilmasina taraftar. ordunun savasa hazirlik duzeyinin artirilmasi ve amerikan birliklerinin birlesmis milletler komutasina verilmesinin yasaklanmasi ile ilgili bir kanun meclisten gecti, fakat baskan clintronun veto etmesi bekleniyor. meclis ve senato uyelerinin belli bir sure araliksiz hizmet verdikten sonra birdaha secilmelerini engelleyen bir yasa tasarisi meclisten gecemedi. amerikan milletvekilleri de diger dunya ulkelerindeki meslektaslari gibi kendi secim sanslari, maaslari veya ayricalili statulerini tehlikeye sokacak hicbir karara yanasmiyorlar. bu madde de cumhuriyetci partinin secim oncesi acikladigi kontratindaki en onemli maddelerden biri oldugu halde meclisin ataletini asamadi. onun yerine meclisteki muthis agirlikli komisyon baskanlarina belirli bir sureden sonra gorevden ayrilma zorunlulugu getirildi. oyle gorunuyor ki amerika birlesik devletlerinde halkin sikayetleri parlamentoya hizli bir sekilde yansimis durumda. ulke genelinde washington'daki siyasetcilere karsi buyuk bir guvensizlik oldugu halde insanlar bu gelismeleri ilgiyle izliyorlar. ulkemizde ise maalesef ortaya cikan problemlere meclis tarafindan egilinmesi bazen yillar alabiliyor. turkiyemizde bu yazimizda bahsettigimiz kanunlar capinda hatta onlardan cok daha buyuk yasal duzenlemeler turkiyemizde de gerekli oldugu halde bu yillardir bu yonde ilerleme saglanamiyor. ulkemizdeki siyasetcilerin dunyanin diger yerlerindeki meslektaslarindan ogrenecekleri, basta sorumluluk duygusu olmak uzere, cok sey var. belki de secmenimizin milletvekillerinden beklentilerini artirmasi ve standart alti olanlari sandikta cezalandirmaya daha ciddi sekilde egilmesi lazim. amerikan cumhuriyetci partisinin son secimlerdeki yeni bir manifesto olusturma arayisi da ulkemiz acisindan cok ilginc zira ulkemizde hicbir siyasi partinin iktidara geldiginde nasil bir yasama politikasi izleyecegine dair bir programi yok. amerika'da da belki bizdeki gibi secilenler kendilerini secenlere layik degil ama oradaki siyasetciler bu durumu degistirmek icin daha buyuk caba sarfediyorlar. bu durumda elimizden bizim secmenimize 'allah sabirlar versin' demekten baska birsey gelmiyor.