amerika birlesik devletlerinde ocak ekonomik durum ve siyasal yansimalari ocak 1996 1995 yilinda amerikan ekonomisi makro gostergelere bakildiginda dunyanin diger onde gelen ekonomilerine oranla oldukca iyi bir yil gecirdi. buyume hizi yuzde uce yakin olarak gerceklesirken enflasyon federal rezerv bankasinin gayretleri sayesinde yuzde iki bucuk seviyesinde tutuldu. issizlik orani ise yuzde bes bucuk ile japonya disindaki butun gelismis ulkelerden daha dusuk oranda kaldi. amerika'nin en buyuk ihracat pazarlari olan kanada, meksika ve japonya'daki cesitli ekonomik problemlere ragmen ihracat artis trendini surdurdu. butce acigi 1994'e oranla hatiri sayilir oranda azaltildi ve federal butcenin yedi yil zarfinda denklestirilmesi konsunda en azindan felsefi olarak uzlasma saglandi. genel ekonomik durumdaki bu olumlu gelismelere ragmen amerika birlesik devletlerindeki siyaset sahnesi hic de durgun degil, zira cumhuriyetcilerle demokratlar sosyal sigortalardan gocmen alimina, uluslararasi serbest ticaret anlasmalarindan vergi politikasina kadar pek cok konuda adeta bir meydan savasina tutusmus durumda. gectigimiz aylar icerisinde kongre ve cumhurbaskani 1996 butcesi uzerinde anlasamadigi icin devlet daireleri once bir, ardindan da uc hafta sureyle odeneksizlikten calismalarina ara vermek zorunda kaldi. baskan clinton cumhuriyetcilerin sosyal yardim kurumlarina ayrilan odeneklerde kesintiler oneren kanun tekliflerini veto ederken, cumhuriyetciler de clinton'un saglik sigortasi konusundaki planini parlamentoda tar-u mar ettiler. bu durumda 1996 baskanlik ve parlamento secimlerinde kampanyalarin en onemli gundem maddesini ekonominin olusturacagi kesinlesmis gibi gorunuyor. genel ekonomik durumdaki sukunetin siyaset sahnesine yansimamasinin en buyuk nedeni partiler arasindaki onemli fikir ayriliklarinin gunluk ekonomik politikalardan degil uzun vadeli felsefi farkliliklardan kaynaklanmasi. bu fikir ayriliklarini ozetlemek gerekirse, su anda temsilciler meclisi ve senato cogunlugunu elinde tutan cumhuriyetci partinin baskan clintonun basinda bulundugu demokrat partiden daha bireyci bir ekonomik felsefeye sahip oldugunu soylenebilir. devletin gelir dagilimina fazlaca mudahale etmesine karsi olan cumhuriyetciler zenginlerden alip duskunlere veren devlet politikalarin kapsaminin kucultulmesi gerektigini savunuyorlar. ekonomik konularda karar alinirken hak ve hurriyetler kadar insanlarin kendilerine ve topluma karsi olan sorumluluklari ile ekonomik projelerin mali getiri ve goturulerinin de goz onunda bulundurulmasini istiyorlar. cumhuriyetci partinin yukarida ozetledigimiz ekonomik politika tercihlerinin cogunlugu amerikan halki arasindan oldukca buyuk destek buldu. 1930'lardaki roosevelt ve 1960'lardaki johnson iktidarlari doneminde 'kapsamli devlet' ve 'refah toplumu' idealleri adina yapilan reformlardan bazilarinin zaman icinde asiriya kactigi gorusu gerek akademisyenler gerekse sade vatandas arasinda hakim. genclerde ve yoksullarda calismadan sosyal yardim kurumlarina dayanma egiliminin yuksekligi toplumun diger kesimlerinde ister istemez tepkilere yol aciyor. son birkac yilda pek cok demokrat partili siyasetci bile sosyal yardim ve sosyal guvenlik sisteminde buyuk degisiklikler yapilmasi gerektigini kabul etti. fakat cumhuriyetci parti ve demokrat parti degisiklik yapilmasi gerektigi konusunda anlasirken ne turlu ve hangi buyuklukte bir degisikligin yapilabilecegi konusunda cok farkli dusuncelere sahipler. demokrat parti ekonomik alanda toplumcu bir felsefeye dayaniyor ve otoritenin genelde uzmanlarin ve entellektueller elinde olmasininin daha hayirli olacagini savunuyor. cumhuriyetci parti ise daha bireyci bir cizgiye sahip vede devletin ekonomik guc sahipleri uzerindeki etkisinin azaltilmasini hedefliyor. bu nedenle demokrat parti cumhuriyetci partinin sosyal yardim harcamalarinda fazlaca kesintiye gidilmesi ve de federal hukumetten yerel hukumetlere buyuk bir yetki devri yapilmasi ile ilgili tekliflerine karsi cikiyor. partilerin arasindaki gerginligin tirmanmasi yasama ve yurutme organlarina ayri partilerin hakim oldugu amerika birlesik devletlerinde federal butce ve maliye politikalarini felc etti. boylece ekonomiyi duzenleme gorevi burokrat ve akademisyenlerden olusan federal rezerv bankasina kaldi. son on bes yildaki basarili ve istikrarli performansiyla takdirleri uzerine toplayan federal rezerv bankasi bu krizi de ustaca idare etmeyi basardi. yasama ve yurutme organlari 1996 butcesini bile cikaramazken federal rezerv bankasi ulke icinde ve disindaki yatirimcilara guven vererek hazine bonosu, para ve doviz piyasalarinda istikrarin korunmasini sagladi. bunun yanisira amerikan ekonomisinin devletteki tikanikliga ragmen gelismesini surdurmesi amerikan ozel sektor firmalarinin yetenek ve birikimi hakkinda olumlu bir isaret olarak algilandi. reel ekonomik gostergeler genelde oldukca iyi olmasina ragmen amerikan halki arasinda 1990-92 durgunluk doneminde yayilan bezginlik ve karamsarlik havasi hala dagilmis degil. genclerden yaslilara, iscilerde isverenlere, zenginlerden fakirlere butun vatandaslar birseylerden sikayetci. siyasetcilere karsi 1992 ve 94 secimleri oncesinde olusan buyuk tepki hala varligini surduruyor. son zamanlarda bu toplumsal moral bozuklugunu ele alan bircok arastirma yayinlandi. bazilari reel ekonomik hayatin standard gostergelerin gosterdigi kadar iyi olmadigini one surerken digerleri kabahati performans dusuklugunde degil beklentilerin asiri yuksekliginde aramak gerektigini savunuyor. son gunlerde bu tartismaya aciklik getirebilecek bir gelisme ticaret bakanliginin gayri safi milli hasila rakamlarini hesaplama yontemini degistirecegini aciklamasi oldu. su anda ulkemiz de dahil olmak uzere dunyanin pek cok yerinde buyume rakamlari belli bir yilin fiyatlari sabit olarak alinarak yapilir. ancak bu metodun mal ve hizmetler arasi goreceli fiyat degisikliklerini goz onune almamasi son birkac yildir ekonomi dunyasinda sikca ele aliniyordu. bunun uzerine, sabit fiyatlar yerine zaman icinde surekli adapte edilen mukayese oranlari kullanilmasi gorusu ticaret bakanliginca kabul edildi. bu metod degisikliginin en onemli sonucunu hem buyume hem de enflasyon rakamlarinin yeni metodla daha kucuk gorunecegi. eger yeni metod daha dogru olarak kabul edilecek olursa, amerikan ekonomisinin son birkac yildaki buyume performansinin eski rakamlarin gosterdiginden daha kotu, enflasyon oraninin ise eski rakamlarin gosterdiginden daha dusuk olgugu soylenebilir. bu sonuc ta halktaki memnuniyetsizligin beklentilerin yuksekliginden degil, performans olcum metotlarinin gercek ekonomik gelismeleri sanildigi kadar iyi yansitamamasindan kaynaklandigini savunanlari destekler mahiyette gozukuyor. reel ekonominin performansi konusu iyimser ve kotumserler arasinda hararetle tartisilirken mali piyasalarin durumu gerek yatirimcilarda, gerek ureticilerde, gerekse tuketicilerde sevincle karsilandi. 1995 hem hisse senedi hem de bono piyasasi icin gelmis gecmis en iyi yillardan biri oldu. wall street hisse senedi piyasasi seneyi yuzde otuza civarinda bir deger artisiyla kapatirken uzun vadeli faizler yuzde sekizden yuzde altiya duserek herkesi rahatlatti. faizlerin dusmesi ailelerin ev edinmesini ve sirketlerin yeni yatirimlara girmesini kolaylastirdigi icin olumlu karsilandi. fakat dusuk faizlerin tasarruf sahiplerinin getirisini azaltarak insanlari tasarruf yerine tuketime itmesi ve buna bagli olarak enflasyon tehliklesini artirmasi olasiligi bazi uzmanlari endiselendiriyor. ekonominin bu ince ayarini sayilabilecek faiz hadlerinin kontrolunun siyasi otoritenin degil federal rezerv bankasinin sorumlulugunda olmasi enflasyon korkusunun fazla buyumemesinin arkasindaki en onemli neden olarak gosteriliyor. 1995 yili icinde amerikan ekonomisinin hem reel hem de mali gostergelerinin cizdigi olumlu tabloya ragmen pek cok ekonomist ve siyasetciyi endiselendiren buyuk bir problem var, bu da amerika birlesik devletlerindeki egitim duzeyinin durumu. son otuz yildir daha cok ogrenciyi daha esit kosullarda egitmeyi basaran amerikan egitim sistemi nitelik bakimindan hayli zayifladi. okuma yazmadan baslamak uzere amerikan cocuk ve genclerinin matematik, tabii ilimler ve sosyal bilgiler konusundaki zayifligi amerikan ekonomisinin gelecekteki rekabet gucu hakkinda onemli endiselere yol aciyor. son yillarda isverenler arasinda yapilan anketler pekcok sirketin ise aldigi yeni elemanlarin okuma, yazma, matematik ve genel kultur seviyesinde memnun olmdigini gosteriyor. hatta bazi arastirmalar bu bilgi eksikliginin iscilerin gunluk islevlerini beklenen ve alisilan duzeyde yerine getirmesine imkan vermeyecek kadar buyuk oldugunu one suruyor. siyaset alaninda yapilan bazi arastirmalar da bugun pek cok amerikalinin derin siyasi ve ekonomik tartismalari takip edecek genel kultur seviyesinden yoksun oldugu gosteriyor. egitim sistemindeki eksiklerin amerikan demokrasininin etkinligini ve kalitesini azaltip azaltmayacagi da onemli bir tartisma konusu haline geldi. 1995 yili amerika'da ekonomik sistemin pek cok sahasini kapsamli bir seklide tartismaya acti. bu genel degerlendirme sadece akademisyen, burokrat, isadami yada siyasetcileri degil ogrencilerden ciftcilere, soforlerden sanayi iscilerine kadar toplumun butun katmanlarinin gundemini isgal ediyor. ekonomi dunyasini kasip kavuran bu tartismanin 1996 baskanlik ve parlamento secimlerinin ana temasini olusturacagi anlasiliyor. onumuzdeki secimlerin halkin demokrat ve cumhuriyetci partiler arasinda belirgin bir tercih yapmasi sonucunu dogurup dogurmayacagi merakla bekleniyor. belki cumhuriyetci parti temsilciler meclisi ve senatodan sonra baskanlik makamini da ele gecirip genis cerceveli bir reform baslatacak. belki de demokrat parti tekrar canlanarak daha yavas bir degisim gerceklestirecek. fakat tam olarak ongorulemeyecek bir baska degisken de devlet politikalarinin ekonomiye ne kadar yon verebilecegi. belki de ulke ekonomisi teknolojik gelismelerin verdigi hizla siyasetcilerin cizmeye calistigi cerceveyi asan gelismeler gosterecek. akademi dunyasi da, vatandaslar da merakla bekliyor.