HER ISI SAHIBINE YADA EHLINE BIRAKMALI Umit Kumcuoglu - 2 Ocak 1996 oteden beri turkiyede gundem hep uc madde tarafindan isgal edilir: spor, seks ve siyaset. evde, yolda, okula, is yerinde, bakkalda, kahvede hepimiz bu konulari tartisir dururuz. isin ilginc yani, bu uc konudaki performansimiz da 'cok laf, az is' olarak ozetlenebilir. spor, seks ve siyasete bu kadar kafa yoran bir milletin saglikli vucutlu bireylere, huzurlu bir cinsel hayata sahip ciftlere ve guclu bir siyasal sisteme sahip olmasi beklenir; ama ne yazik ki bu kadar konustugumuz halde bu uc konuda da gecer not alamiyoruz. 'cok laf az is' yaklasimi ulkemizin siyaset sahnesinde kriz mertebesine ulasiyor. bu konuda en guzel ornegi 24 aralik secimlerinden sonra ortaya cikan durumda gorebiliriz. elimizde yuksek enflasyon, yuksek issizlik, yetersiz egitim ve bozuk gelir dagilimindan muzdarip bir turkiye var. fakat hepimiz son bir haftadir kafayi hukumet kombinezonlari ile bozduk. sanki enflasyonu dusurmek hukumetin icinde chp'nin mi dsp'nin mi bulunduguna bagli. sanki issizlik ve egitimsizlik sorunlarinin cozulmesi bbp'nin anap'tan ayrilip ayrilmayacagina endeksli. kendimize soralim, bu kadar ivedi problemimiz varken kafayi neden meclis aritmetigi ile bozuyoruz. apacik ortadadir ki son bir haftadir turkiyede herkes isini gucunu birakti ve hukumetin nasil kurulacagini tartisti. yilda elli iki hafta var; bu haftayi bosa gecirdigimiz icin turkiye cumhuriyeti yillik gayri safi milli hasilasindan yuzde iki kaybetti. azimsamayalim, bu miktar yuzde bes buyume hizi ile yuzde yedi buyume hizi arasindaki farktir. bir haftalik gsmh'miz, bir yil icerisinde egitime harcadigimiz kaynaktan daha fazladir. yani 24 araliktan beri icine dustugumuz luzumsuz tartisma ortami ile 1996 egitim butcesini cope atmis olduk. deger mi? isin daha da aci yani hangisi iktidara gelsin diye bunca kafa yordugumuz siyasi partilerimizden bir tanesinin bile ekonomik kalkinma planini yada toplum projesini bir yana birakalim, dikkate deger bir programi bile yoktur. son gecirdigimiz secimde parti platformlarinin en onemli maddesi rakip parti siyasetcilerinin mal varliklari idi. platformlarin geri kalani ise mal varliklari sorusunu bile aratir nitelikteydi. refah partisi ne oldugunu kendilerinin bile anlamadigi bir 'adil duzen'den bahsederken diger partiler de birbirleri ve refah partisi hakkinda felaket tellalligindan baska bir soylem ortaya koyamadilar. aklimizi basimiza devsirme zamanidir. 'ey turk, titre ve kendine don'. daha dogrusu isine gucune don. yapacak isimiz cok, zamanimiz ise kisitli. hangi partinin hukumete girip hangisinin girmeyecegini tartismakla kaybedilecek zaman kalmadi artik. turkiyenin sorunlari bellidir; bu konuda dunya akademik ve siyasi cevrelerinde yillardir yapilmis calismalar da bellidir. hangi parti iktidarda olursa olsun asagi yukari ayni icraati yapmak zorundadir. gumruk birligi ile ilgili kanuni duzenlemeler yapilmasi gerekiyor. vergi kacaginin onlenmesi ve vergi kacakcilarinin cezalandirilmasi gerekiyor. dusunce sucu kavraminin turk hukukundan silinmesi gerekiyor. ozellestirmenin bir an once tamamlanmasi gerekiyor. orta ogretimin guclendirilmesi ve yayginlastirilmasi gerekiyor. bu zorunlu ihtiyaclar onumuzdeki gunlerde kurulacak hukumetin bir iki yilini doldurmaya yeter de artar bile. o yuzden hangi parti kombinezonunun turkiyeyi idare etmesi gerektigini dusunmeye pek te gerek yok, zira partilerin soylemleri arasindaki farklarin icraata yansiyabilmesinin onunde uzun yillar ve yuksek engeller var. iktidara hangi parti gelirse gelsin ilk once gecmis yillarda cozulemeyip bu gune ertelenmis olan yukarida saydigimiz sorunlarin cozumu yolunda somut adimlar atmak zorundadir. belediyelerimize bakip dusunelim, son uc donemdeki anavatan, shp ve refah belediyeleri arasinda ideoloji farki icraata yansiyabildi mi? bu tezimizi diger dunya ulkelerinden orneklerle de guclendirebiliriz. son elli yilda dunya ulkelerinin iktisadi gelisme performanslarina bakarsak siyasi polemiklerden kendini arindirmis ulkelerin basaridan basariya kostugunu goruruz. almanya, avusturya, hollanda ve danimarka gibi pekcok bati avrupa ulkesi kirk yila yakin genis tabanli koalisyon hukumetleri tarafindan idare edildi. yurutme erki buyuk olcude burokrarlara birakildi. sade vatandas boylece siyasete kafa yormak yerine kendi gelecegini guvence altina almak icin calismaya oncelik verebildi. herkes ekonomik gelisme icin guc birligi yapinca basari elde edilmesi kolaylasti. bin dokuzyuz otuzlu yillarda girdigi buhrani siyasi istikrarsizlik yuzunden asamayan avrupa bu hatayi bir daha tekrarlamadi. bati avrupanin ellili ve altmisli yillardaki bu basarisini yetmis ve seksenli yillarda taiwan, kore, malezya gibi asya ulkeleri tekrarladilar. doksanli yillarda ise oteden beri siyasi ikstikrarsizlikta dunya sampiyonlugunu kimseye birakmayan latin amerika ulkeleri bile aklin yolu birdir deyip uzman kadrolari iktidara cagirdilar. sonucta sili, arjantin ve brezilya enflasyon ve ekonomik durgunluk sorunlarini yendiler, gelir dagilimi konusunda bile yavas yavas mesafe almaya basladilar. butun bu gozlemlerden su sonuc cikiyor. devlet idaresi de sonucta bir uzmanlik isidir; nasil hastalandigimizda doktora gidiyorsak ulkemizin makro problemlerinin cozumu icin de uzmanlari goreve cagirmaliyiz. secilmis milletvekilleri artik anlamalidirlar ki anayasamizin kendilerine verdigi gorev kanun yapmaktir. siyasi, ekonomik, hukuki ve toplumsal sistemin kurallarini koymaktir. turkiye buyuk millet meclisi yurutme organi degildir. gorevi yurutme organina isi en iyi sekilde yapacak olan uzmanlari atamak ve onlari denetlemektir. turkiyenin buyuk millet meclisi disinda kalan altmis milyonu da artik secim defterini kapatip ileriye bakmalidir. herkes kendisinin, ailesinin, mahallesinin, ilcesinin, ilinin ve turkiyemizin ekonomik gelismesi icin calismaya koyulmalidir. zamanimizi meclis aritmetigi yerine gumruk birliginin getirdigi imkanlari arastirip ogrenmeye ayirirsak ulkemizi cagdaslasma ve zenginlesme yoluna sokabiliriz. gecen haftayi bos gecirerek egitim butcemizi cope attik, bu haftayi da bosa gecirip saglik butcemizi cope atmayalim.