REFAH PARTISI YALNIZ DEGIL: DUNYA CAPINDA GUCLENMEKTE OLAN DEMOKRATIK KAPITALIZM KARSITI AKIMLARA BAKIS Umit Kumcuoglu - 8 Nisan 1996 - New York son dort bes yilda turk siyasi gundeminin en basta gelen konusu hic suphesiz refah partisinin hizli yukselisiydi. 1970'lerde sag ve sol partiler arasindaki kuvvetler dengesini elinde tutan marjinal bir parti olarak gorunen refah partisi 1980'leri anavatan partisinin 'dort egilimi birlestirme' stratejisinin golgesinde gecirdikten sonra 1990'larda turkiye'nin en iyi teskilatlanmis siyasi organizasyonu haline geldi. son bes yilda yapilan her secimde oy oranini bir oncekine gore onemli miktarda artiran refah partisi sonunda en cok oy alan siyasi parti olarak iktidara talip hale geldi. refah partisinin bu hizli yukselisi hem turkiye'de hem de dunyanin diger ulkelerinde saskinlik ve merak uyandirdi. siyasetciler ve bilim adamlari turk toplumunun ekonomik, sosyal ve siyasal durumunu inceleyerek refah partisi fenomeninin yapisini ve yukselis sebeplerini bulmaya calistilar. refah partisinin soyleminin sistem karsiti niteligi de turkiye cumhuriyetinin cesitli organlarinin tarihinin ve bugununun sorgulanmasina yol act kanimca refah partisinin 1990'lardaki performansini incelerken turkiye'nin toplumsal gercekleri ve siyasal kurumlari kadar genel dunya konjonkturunu de goz onunde bulundurmak gerekir. 1990'li yillar dunyanin hemen hemen her ulkesinde dini yonu agirlikli siyasi hareketlerin popularitesinin arttigi bir donem oldu. bu siyasi degisimin hic suphesiz genis kapsamli siyasi, ekonomik, sosyolojik ve teknolojik sebepleri var. refah partisi olayini sadece turkiye'ye yada musluman dunyaya ozgu bir olusum olarak degil, dunyayi saran buyuk bir siyasi calkantinin bir parcasi olarak gormek konunun analizini onemli olcude zenginlestirebilir. ilk defa 1979 iran devrimiyle gundeme gelen dini akimlarin aktif siyasete geri donus trendi once musluman, ardindan hindu, son olarak ta hiristiyan dunyasini etkisi altina aldi. islam dunyasinda turkiye'de refah partisi, cezayir'de islami selamet cephesi, misirda ise musluman kardesler orgutu siyasi alandaki etkinliklerini artirarak ana muhalefet konumuna geldiler. malezya, endonezya, bosna ve pakistan'da iktidardaki partiler islami sloganlara soylemlerinde gitgide daha fazla agirlik vermeye basladilar. hindistan'da bharatiya janata (hindistan birlik) partisi milliyetcilik, hindu dinine baglilik ve manevi degerlere saygiya agirlik veren bir platformla bagimsizliktan bu yana hindistani yonetmekte olan kongre partisine denk bir siyasi guc haline geldi. dogu avrupa'da komunist sistemin cokmesinin ardindan rusya, polonya, sirbistan ve romanya'da kilise iktidar mucadelesinde onemli rol oynamaya basladi. demokrasiye gecmeye cabalayan cesitli orta amerika ve karayib ulkelerinde de katolik kilisesi siyasi hayata ag yukarida verdigimiz orneklerin yanisira, dini egilimli bir partinin mevcut olmadigi siyasi sistemler icerisinde de baska felsefi dayanaklara sahip otoriter sag partilerin guclendigini gozluyoruz. fransa'da irkci cizgideki milliyetci cephe, italya'da eski fasist partinin devami olan milli birlik hareketi, avusturya'da neo-nazi egilimli radikal parti, rusya'da ise jirinovski'nin liderligindeki liberal demokrat parti siyasi mucadelede one ciktilar. dini egilimli siyasi hareketlerle bu saydigimiz otoriter sag hareketlerin en belirgin ortak yonleri ikisinin de kapitalist ekonomik sistemdeki birtakim kurallarin dogmatik prensipler cercevesinde degistirilmesini savunmalari ve toplum duzenindeki aksamalarin sucunu ahlaki degerlerin zayiflamasi ve iktidar sahiplerinin kotu niyetine yuklemeleridir. yuzyilin basinda beri dunyadaki siyasal ve sosyal degismelerde bas rolu oynayan sosyalist modelin kapitalist model karsisinda yenilgiye ugramasinin ve kapitalist demokratik ulkeler kumesinin kesin zafer ilan etmesinin uzerinden daha on yil bile gecmedi. pekcok ekonomistin uzun yillar surecek bir 'yeni dunya duzeni'nin kuruldugunu iddia ettikleri yazilarinin murekkebi bile kurumadan kapitalist demokratik duzenin bu kadar kapsamli bir sekilde sorgulanmasi dunya halklarindaki genel bir hosnutsuzluga isaret ediyor. gerek gelismekte olan ulkelerde, gerekse gelismis ulkelerde insanlar var olan ekonomik ve sosyal duzen icerisinde elde etmeyi umduklari hayat standartlarindan memnun degiller. bu nedenle de duzeni degistirmeyi vaat eden ve insanlarin tatminsizliklerini fatura edebilecekleri hedefler gosteren siyasi hareketler destek buluyor. 1990'li yillarda ortaya cikan duzeni sorgulayan siyasi akimlarin en sasirtici olani amerika birlesik devletlerinde canlanmakta olan dini hareket. dunyanin en yuksek hayat standartlarina sahip olan ve iki yuz yildir liberal duzenin ve bireyci kapitalizmin besigi olan amerika birlesik devletlerinde 1990'li yillarda duzene karsi 1960'lari aratmayan bir baskaldiri basladigi gozleniyor. bu baskaldirida otoriter sag ve dini egilimli siyasetciler basi cekiyor. 1990'lardaki bu calkanti toplum duzen ve istikrari 1960'lardaki sol egilimli baskaldiridan cok daha az tehdit ediyorsa da tabaninin genisligi nedeniyle azimsanamayacak bir guce ulasti. amerika'da 1960'li yillarin baskaldiran idealistleri (avrupa'nin devrimci komunistlerinin aksine) toplumu utopik bir sekilde degistirmeye calisip basarisiz olunca toplumdan uzaklasip kendi ic dunyalarina siginmayi secmislerdi. buna karsilik 1990'larin sikayetci kesiminin bayraktarlari taraftarlarini liberal kapitalist duzene savas acmaya cagiriyorlar. dini soylemlere platformlarinda cokca yer veren siyasetcilerin varligi amerika birlesik devletleri siyaset sahnesinde bir olay degil; amerika'nin bagimsizlik ilan etmesinin uzerinden gecen iki yuz yil icerisinde siyasi gundem sik sik dini icerikli tartismalara sahne olmustur. hatta pek cok kere dini egilimli muhafazakar gruplar cumhuriyetci parti ile demokrat parti arasinda dengeyi ellerinde tutmuslardir. fakat simdiye kadar hicbir zaman bu gruplardan biri iki buyuk siyasi partiden birini tamamen ele gecirme mucadelesine girismemisti. populist muhafazakar aday patrick buchanan'in 1992 secim kampanyasinda baslayip 1996 secim kampanyasinda devam eden basarisinin amerikan siyasi tablosunu kuvvetle sarsmasinin bir nedeni de ilk defa dini hareketin iki buyuk partinin genel cizgisinden bagimsiz bir ideolojik platformla ortaya cikmasidir. buchanan kendinden once gelen dini egilimi guclu muhafazakar liderlerin aksine taraftarlarinin oylarini en cok tavizi veren tarafa iletmek ve ulkenin makro politikalarindan uzak 1992 yilinda george bush'a karsi aday olarak onu onsecimde yipratan ve secimlerden onceki cumhuriyetci parti kongresinde yaptigi konusmada verdigi asiri sagci mesaj ile belki de bush'un clinton'a maglub olmasinda en buyuk etken olan buchanan, 1996'da tekrar aday olarak fikirlerini tukenmez bir enerjiyle savundu. 1992'deki seruveni sirasinda amerika'nin kalbi ve ruhu icin liberallere savas actigini ilan eden buchanan 1996 kampanyasinda uslubunu daha da sertlestirdi. buchanan 1996 subat ayinda baslayan cumhuriyetci parti onsecim kampanyasinda karsisndaki mutedil cumhuriyetci oylarin birkac aday arasinda bolunmesi dolayisiyla oldukca basarili oldu. luisiana onseciminde diger muhafazakar aday phil gramm'i maglup ederek adayliktan cekilmeye zorlayan buchanan, buyuk bir surpriz yaparak iowa onseciminde favori gosterilen aday robert dole ile basabas yaristi ve buyuk sembolik onemi olan new hampshire onsecimini kazandi. daha sonraki haftalardaki onsecimlerde dole'a yenilerek adaylik sansini yitirse de cumhuriyetci buchanan'in cumhuriyetci parti icerisindeki yukselisi amerikan siyasi partileri arasindaki onemli bir uslup farkini ortadan kaldirmis oldu. yillardan beri cumhuroyetci partinin bireyciligin bayraktarligini yapmasi ve demokrat partinin populizme siginmasi cercevesinde gelisen amerikan siyasi hayati keskin bir donuse sahne oldu. ekonomik hayatta devlet mudahalesinin en aza indirilmesi gerektigini savunan cumhuriyetciler son zamanlara kadar sosyal konularda pek fazla muhafazakar degililer. ancak 1960'li yillardan baslayarak once mc.govern, sonra da reagan dinci, milliyetci ve muhafazakar sag oylari da kapitalist sag oylarla birlestirmeye kampanyasina giristiler. bu caba 1990'larda doruk noktasina ulasti; son yuz yildir sosyal konularda gelenekci (hatta gerici), ekonomik konularda ise populist olduklari halde demokrat partiye oy veren guneyli muhafazakar secmenler kitle halinde cumhuriyetci partiye gectiler. boylece cumhuriyetci partinin tabani oldukca genisledi ve parti bizdeki 1950 dp'si yada 1983 anap'inda g hindistan'da da gectigimiz on yilda oldukca kapsamli bir siyasal calkantilar gozlendi. son elli yilin buyuk bir bolumunde hindistan'i milliyetci, laik ve sosyalist bir cizgide yoneten kongre partisi tabaninin onemli bir bolumunu kaybetti. yillar boyu sag ve soldan gelen cesitli rakipleri kisa zamanda bertaraf etmeyi basaran kongre partisi bharatiya janata (hindistan birlik) partisi tarafindan gitgide koseye sikistiriliyor. onceleri asiri dinci ve milliyetci bir kucuk grubun temsilcisi olarak ortaya cikan bu parti, zaman icinde devletcilige cesitli nedenlerle karsi olan unsurlari bunyesinde bir araya topladi. bharatiya janata partisinin yeni taraftarlari arasinda tasra kokenli isadamlari, koyden kente goc eden hosnutsuz muhafazakar kesim, siyasette ahlakin pragmatimin onune konulmasini savunan aydinlar ve musluman azinliga karsi dusmanca duygular besleyen militanlar var. birkac ay once ortaya cikarilan ve hem iktidar hem de muhalaefet partilerini cepecevre saran rusvet skandalinin ortaya cikarilmasindan once turkiye, amerika birlesik devletleri, hindistan ve dunyanin pekcok ulkesinde dini akimlarin ayni anda guclenmesi tesaduf eseri olamaz. bu siyasi degisimde kapitalist ekonomik duzende gorulen bazi degisimlerin onemli etkisi var. teknolojinin gelisme hizinin artmasi ve globalizasyon insanlara hayatlarinin anlayamadiklari ve kontrol edemedikleri buyuk gucler tarafindan belirlendigi hissini veriyor. geleceginden emin olamayan insanlar hosnutsuzluklarini siyasetcilere fatura ediyorlar. buyuk problemlere basit cozumler oneren ve insanlara ozledikleri duragan ve ahenkli ortami geri getirmeyi vaat eden dini yada otoriter sag hareketler secmenler arasinda destek buluyor. turkiye'de refah partisinin hizla yukselmesi de dunyayi saran bu akimin turkiye'deki tezahuru olarak nitelenebilir. abd'deki hiristiyanlar koalisyonu, cezayir'deki islami selamet cephesi ve hindistan'daki bharatiya janata partisi gibi refah partisi de kapitalist demokratik duzene sade bir alternatif sunuyor. rasyonel ekonomik dusunce, pozitivist fel