LINCOLN CENTER'DE YEHUDI MENUHIN GECESI 10 Agustos 1996 new york'un en onemli ilgi odaklarindan birisi hic suphesiz sehrin buyuk sanat merkezi lincoln center'dir. new york'ta yasadigim iki yil boyunca pek cok defa ziyaret etme firsatini buldugum lincoln center'de her gun birbirinden ilginc sanat gosterileri yasanir. ancak 11 agustos pazar aksami oyle bir olay yasandi ki sanirim uzun sure sanat meraklilarinin hatirinda kalacak. o aksam yilda bir kez yapilan geleneksel lincoln center festivalinin son aksamiydi. yirmi gun boyunca klasik muzikten caza, tiyatrodan baleye, modern danstan japonyanin geleneksel kulturel gosterilerine kadar her sanat alanini kapsayan bir sanat eserleri silsileri gecmisti new york'tan. festivalin son gecesi de new york dogumlu unlu muzisyen yehudi menuhin onuruna duzenlenen bir konserdi. bu yil seksen yasini dolduran buyuk ustad menuhin'in muzik dunyasindaki agirliginin azalmadan suruyor. oyle ki, menuhin'in dostlari ve hayranlari ustadin yetmis yili askin muzik kariyerini kutlamak icin kendisine buyuk bir dogum gunu hediyesi vermeye karar vermisler. new york'ta bir araya gelen bir sanatcilar topulugu menuhin'in yakin dostu ve calisma arkadasi kemanci edna mitchell'in onderliginde dunyanin cesitli bolgelerinin eserlerini bir araya getiren buyuk bir konser sahneye koydu. uc saat suren konser cesitli bestecilerin 14 kisa parcasindan olusuyordu. muzik yelpazesinin buyuk bir bolumunu kapsayan bu 14 eser iki bolum halinde calindi. birinci bolumde birkac keman solosu, bir cello/keman ikilisi, keman esliginde birkac sozlu parca, bir bati afrika halk muzigi eseri, iki geleneksel japon eseri ve bir klarinet agirlikli parca dinledik. ikinci bolum ise bir arya, bir koro parcasi, muzik esliginde okunan bir siir, bir keman solosu ve klasik bati muzigi enstrumanlriyla calinan bir antik cin muzigi eserinden olusuyordu. parcalardan yedi tanesi sirf bu gece icin yehudi menuhin onuruna bestelenmisti. bes tanesi ise gecen yil menuhin'in gstaad'daki yayli enstrumanlar egitim merkezinde yapilan festivali icin hazirlanmisti. eserleri calinan butun besteciler de konserde hazir bulundular. boylece new york muzikseverleri philip glass, arvo part ve david del tredici gibi onemli bestecileri bir arada gorme firsati buldu. yetmisli yillarin unlu radikal sairi allen ginsberg de bu guzel toplantiyi kacirmayarak philip glass'in bir bestesi esliginde eski bir siirini okudu. konserin en ilginc yanlarindan biri de butun katilimcilarin buyuk bir nese icerisinde olmalariydi. ictenlikle soyleyebilirim ki hayatimda ilk defa bu kadar guleryuzlu bir klasik muzik sanatci grubundan konser dinledim. yehudi menuhin'in her parcanin sonunda solisleri yanaklarinda operek tebrik etmesi cok ilginc bir goruntuydu. konserin sonunda unlu kemanci shlomo mitzin kendini tutamayarak yerinde ziplamaya basladi. kendisine bir sure sonra yasina ragmen enerjisini muhafaza ettigi anlasilan menuhin de katildi. konserin sonunda menuhin kendisine bu mutlu gunde katilan muzisyen ve muzikseverlere tesekkur eden bir konusma yapti. dunyayi son birkac yilda saran merhamet ve insaniyet eksikligin dikkati ceken menuhin degisik kulturlerin ahenk icinde bir araya geldigi bu sanat gosterisinin butun dunya halklarina ornek olmasini diledi. bu konserde dikkati ceken bir baska onemli nokta da japon kulturunun bati kulturune entegre olma konusunda aldigi mesafe idi. japonya ve bati arasindaki kulturel farklarin buyuk tartisma konusu oldugu gunumuzde klasik bati muziginin geleneksel japon muzik parcalarini basariyla entegre etmesinde insani derinden etkileyen bir guzellik vardi. ayrica klasik bati muzigi enstrumanlari calan solistler arasinda pek cok japon olmasi ister istemez goze carpiyordu. gecenin en guzel anlarindan biri de bati afrika muzik enstrumanlari esligindeki sozlu performansti. klasik bati muzigi ve dogu asya muzigi ile dolu gecen bir gecede aradaki bes on dakikalik afrika muzigi dilimi insana canlilik veriyordu. gecenin kapanis parcasi dogrudan menuhin icin bir dogum gunu kutlamasi seklindeydi. bu son parcada gecenin degisik zamanlarinda dinledigimiz butun enstrumanlar ve sanatcilar bir araya gelerek ilginc bir derleme olusturdular. bu muzik kombinasyonunun lewis carroll'un alice harikalar diyarinda eserinden bir siire eslik etmesi de cok uygun bir secimdi. carroll'un kitabinda birbiriyle ilgisiz gorunen pek cok fikri ve hayali ustaca bir araya getirmesiyle del tredici'nin cok cesitli muzik enstrumanlariyla insan sesini buyuk bir ahenkle birlestirmesi arasinda cok hos bir paralellik vardi. bu performansin sonunda insan ister istemez kendisini bir masal dunyasinin ortasinda gibi hissediyordu. bu guzel sanat olayini anlatmaya calisirken konserin verildigi lincoln center sanat merkezine deginmeden gecmek haksizlik olur. bundan yirmi yil kadar once new york'u dunya sanat merkezleri arasinda on plana cikarmak icin kurulan lincoln center hem new york'un daha onceleri darmadagin durumda olan bir mahallesinin sehir yasantisina en etkin ve yapici bir sekilde katilmasini sagladi, hem de new york sehri sakinlerine dunyanin diger yerlerinde yasayan kardeslerinin duygu ve dusuncelerini aktaran sanatcilari sik sik izlemesini kolaylastirdi. finansmaninin onemli bir kismini kisilerin ve ozel kuruluslarin bagislarindan alan lincoln center sanatta devlet-vakif isbirliginin guzel bir ornegini veriyor. sanat gosterilerinin yani sira, dunyaca unlu juliard muzik ve sanat okulu da lincoln center bunyesinde bulunuyor. son birkac yildir da agustos ayinda yapilan lincoln center festivali araciligiyla bu guzide sanat merkezinde kalici bir gelenek olusturulmasina calisiliyor. yehudi menuhin ustadin dogum gunu kutlamasi amaciyla verilen muhtesen konser insani ister istemez heyecanlandiriyor. aklina seksen yasina gelmis bir insanin hala meslegini en iyi sekilde icra edebiliyor olmasi da suphesiz cok etkileyici ve gurur verici bir olay. bu kadar cok sayida meslektas ve dinleyici tarafindan seviliyor olmasi yehudi menuhin ustadin bu enerjisinin onemli kaynaklarindan olsa gerek. bu canliliginin hepimize nasip olmasini diliyoruz.