EGZERSIZ BISIKLETI UZERINDEYKEN DOW JONES ENDEKSININ 6000 SEVIYESINI GECIP TARIHI REKOR KIRDIGINI DUYAN BIR IKTISATCININ AKLINDAN GECEN DUSUNCELER 15 ekim 1996 14 ekim 1996 pazartesi gunu amerikan hisse senedi borsassinin meshur dow jones endeksi 6000 seviyesini gecti. yilbasindan beri merakla beklenen bu olay bas dondurucu sekilde yukselmekte olan hisse senedi fiyatlarinin onundeki onemli bir psikolojik engelin yikilmasi demek. 1987 yilinda endustri ve finans dunyayi ayaga kaldiran buyuk krizin dokuz yil ardindan borsanin tarihi rekorlar kirmasi piyasanin hareketliliginin en buyuk kaniti. 1987 krizini buyuk capta bir devlet mudahalesi ile atlatan borsa 1990 yilindan itibaren kararli bir yukselise gecti; dow jones endeksi 3000'lerden 6000'lere yukseldi. borsanin 1995'teki yuzde 35 deger artisi ve son bes yildaki ortalama yuzde 20 deger artisi belki de amerikan ekonomisinin ve halkinin kendine guvenini yeniden kazanmasinin onemli bir gostergesi. son yillarda hisse senedi piyasasinda buyuk devletler arasinda yuzu gulen bir tek amerika birlesik devletleri oldu. amerikan hisse senedi borsasini temsil eden dow jones, nasdaq ve s&p 500 endekleri rekor uzerine rekor kirarken, ingiltere disindaki avrupa ulkelerinin borsalari bir turlu durgunlugu uzerlerinden atamadilar. bu gelismenin sebepleri hakkinda kitaplar dolusu spekulasyon yapilabilir. ancak amerika birlesik devletlerinde 1980'lerde gerceklestirilen idari reoganizasyon ve teknoloji yatirimlarinin onemli etkisi yadsinamaz. gercekten de, 1980-85 arasinda almanya, fransa, italya ve japonya tarafindan tahtindan indirilme tehlikesi yasayan bu ulke, hem kendi durumunu bastan asagi irdeleyerek vede ikinci dunya savasi sonrasi japonya (basarili) ve ingiltere (basarisiz) deneyimlerinden ders alarak buyuk bir hamle yapti. gerek sanayi, gerekse hizmet sektorundeki buyuk sirketler maliyetlerini azaltmak icin yarisa girdiler. mukayeseli avantajlari olmayan sektorlerden cekilerek, uretken olmayan personel sayila hisse senedi borsasinin performansi ile bir ulkenin makroekonomik performansi arasindaki iliski oteden beri dunyanin dort bir yanindaki iktisatcilari meraklandirmistir. ekonomik buyume ile hisse senedi borsalari arasinda uzun vadede zayif bir dogru oranti gozlense de aylar yada biriki yil ile olculebilecek zaman dilimleri icinde ayni etkiyi gormek mumkum olmuyor. bilakis, ekonominin hizlanmasi enflasyon korkusunu korukledigi icin bono piyasasini, bono piyasasi da yatirimcilar arasindaki arz/talep dengesi yoluyla hisse senedi borsasini olumsuz etkiliyor. belki de bu konuda verilebilecek en saglam yargi borsa endeksinin bir ulkedeki insanlarin gelecege olan guveninin bir yansimasi oldugudur. moral ve borsa bir feed-back ikiskisi icindedirler, insanlarin gelecekten umidi arttikca diger yatirim araclarina karsi hisse senetlerini tercih ettiklerinden borsa yukselir, borsa yukseldikce de insanlar zenginlestiklerini hissettikleri icin moralleri duzelir. boyle bir etkilesim bazen borsalarda cilginca yukselislere sebep olurlar. japonya'da 1980'lerde yasanan olgu bunun en guzel ornegini olusturur. yirmi yili askin bir sure japonyada yuksek buyume, yuksek karlari, karlar da hisse sen amerikan hisse senedi borsasinin son gunlerdeki yukselisinin onemli sebeplerinden biri de hic suphesiz federal rezerv bankasinin gectigimiz haftalarda faiz hadlerini yukseltmemesi oldu. bundan bir hafta oncesine kadar piyasanin buyuk bir bolumu faizlerin yukselecegi beklentisiyle hisse senedi ve bonolara mesafeli durmaya calisirken, fed'in bu ters karari uzerine nakitten bono ve tahvillere buyuk bir akim oldu. degerleri dogrudan faizlerin seviyesine bagli olan bonolarin fed kararlarindan etkilenmesi cok dogal gorunuyor, ama hisse senedi fiyatlari neden faizlerle bu kadar yakin etkilesim icinde? bu sorunun cevabini iki sekilde vermek mumkun. birincisi alternatif yatirim araclari arasindaki getiri farklarina dayanan arz-talep etkisi. faizler dustugu zaman hazine bonolari cazibelerini kaybettikleri icin fonlar hisse senedi piyasasina akiyor ve fiyatlari yukari itiyor. bu olaya daha teknik bir acidan bakacak olursak, hisse senedi fiyatlarinin firmalarin gelecekteki kazanclarinin bugunku piyasa degeri olduguna i hisse senedi/faiz iliskisinin ikinci aciklamasi uzun vadeli ekonomik hesaplardan esinlenerek yapilabilir. yuksek faizler sirketlerin borclanmasini zorlastirdigi icin hem sirketlerin hem de genelde ulke ekonominin uzun vadeli buyume hizini azaltabilir. bu durumda, faizlerin yukseldigi gozlendiginde, sirketlerin gelecekteki kazanclarinin azalacagi beklenir. bu da hisse senedi fiyatlari uzerinde ikinci bir negatif etken olur. hisse senedi/faiz iliskisinin bu iki aciklamasi ayni yonde etkilesimler ongordukleri icin birbirlerini tamamlarlar. nasil 1987 krizi hisse senedi fiyatlarinin o gunden beri gosterdigi gelisme icin bir olcu olmadiysa, bugunku yuksek piyasa degerleri de onumuzdeki yillar icin bir sasmaz bir gosterge degildir. yavas yavas hareketlenmeye baslayan japon, alman ve fransiz piyasalari onumuzdeki yil amerikan piyasasinin uzerinde perfromans gosterebilirler. yada amerika birlesik devletleri piyasasinda yolun sonuna geldiklerini dusunen yatirimcilar latin amerika ve dogu asya'nin yeni sirketlerine donebilirler. bu asamada turkiye'nin de makroekonomik idaresinde gerekli duzenlemeleri yaparak dunya'daki olumlu ekonomik durumdan faydalanmasi yerinde olur. amerikan hisse senedi borsasinin rekoru ile basladigimiz yazimizi darisi bizim borsanin basina diyerek kapayalim.