NESILLERARASI EKONOMIK DENGELER VE DUNYA SOSYAL SIGORTALAR KRIZI 2 aralik 1996 dunyada ekonomik catisma ekseni yuzyillar boyunca degisegelmistir. sirasiyla feodal beyler ile burjuva tuccarlar, sanayiciler ile ziraatciler, isci sinifi ile kapitalist sinif ve girisimcilerle burokratlar arasindaki ekonomik cikar catismasi pek cok ulkede iktidar mucadelesinin ana temasini teskil etmistir. yirminci yuzyili kapatip yirmibirinci yuzyila girmek uzere oldugumuz su gunlerde dunya ekonomik ve siyasal gundeminde yeni bir mucadele on plana cikmaya baslamistir. gencler ve yaslilar arasindaki ekonomik paylasim mucadelesi gitgide siniflar yada bolgeler arasi catismalarin onune gecmektedir. buna paralel olarak ta hem ayni anda hem gelismis ulkeleri hem de gelismekte olan ulkeleri etkisi altina alan bir global sosyal sigortalar krizi ufukta gorunmektedir. bu degisimin en onemli nedeni hic suphesiz yaslilarin dunya toplam hasilasindan aldigi payin giderek artmasidir. kucuk bir ornek vermek gerekirse, 1935 yilinda amerika birlesik devletleri'nde 65 yasinda ortalama bir vatandasin yillik tuketimi 30 yasindaki ortalama bir vatandasinkinin yuzde 70'I seviyesindeyken bu oran 1995'te yuzde 115'e yukselmistir. almanya, japonya ve kanada'da da ayni yonde bulgular gozlenmistir. bu artis hem yaslilarin nufus icindeki payinin artmasi, hem de yaslilarin genclere oranla goreli olarak daha varlikli hale gelmeleri suretiyle gerceklesmektedir. yaslilarin nufus icindeki payinin artmasi tibbi ve ekonomik gelismelerin insan omrunu uzatmasi ve dogum oranini dusurmesinin sonucudur. yaslilarin genclere kiyasla zenginlesmeleri ise genellikle devletlerin gelir dagilimi ve sosyal hizmetleri duzenleyici kanun ve kararlari sonucunda olmustur. son elli yil boyunca pek cok ulkenin vergi, butce, sosyal yardim ve sosyal guvenlik politikalari nesillerarasi kaynak transferine buyuk agirlik vermistir. 1930'lu yillardaki buyuk ekonomik buhran sirasinda bati dunyasinda pek cok yasli vatandasin icine dustugu sefalet bir onur, prensip ve ahlak meselesi olarak nesillerarasi kaynak transferini gundeme getirmistir. ikinci dunya savasi sonunda komunist rejimlerin sayisinin artmasi ve bati ulkelerinde sosyal demokrat partilerin popularitesinin yukselmesi de bu trendi desteklemistir. ancak o yillarda yaslilarin cok muskul duruma dusmelerini onlemek amaciyla kurulan ufak yardim fonlari, zaman icinde demografik yapinin degismesiyle ekonomik sistemi bir ag gibi saran sosyal sigorta devlerine donusmustur. baslangicta gelir dagilimini duzeltici yonde kuvvetli bir etki yapan sosyal guvenlik mekanizmalari giderek genclerin hayat standartlarinin yukselmesini yavaslatan ve dunya devletlerinin butcelerini denklestirmelerini zorlastiran bir hal almislardir. nesillerarasi ekonomik transferlerin olusmasinda sosyal sigorta sistemlerinin yapi ve kurallari da hayati oneme sahiptir. dunya sosyal sigorta sistemlerini genelde iki kategoriye ayirmak mumkundur: fonlanmis (fully-funded) sigorta kurumlari ve aninda odemeli (pay-as-you-go) sigorta kurumlari. fonlanmis sistemler calisanlardan aldiklari primleri onlar adina degerlendirip emeklilik yasi geldiginde herkese yapmis oldugu odemeye ve yatirimlarin uzun vadeli performansina gore odeme yaparlar. aninda odeme sistemleri ise her adimda calisanlardan alinan primlerin emeklilere kidemlerine gore dagitir ve ancak arta kalan paralari yatirimlara sevkeder. fonlanmis sistemlerin dezavantaji emeklilerin gelirleri piyasa olaylarina gore dalgalanmasi, avantaji da sistemin uzun vadeli fizibilitesi garanti altina alinmasidir. aninda odeme modellerinin cazip noktasi emeklilerin gelir seviyelerini kisa vadede guvence altina almalari, sorunlu noktalari da sistemin iflas etmesi ihtimalini ortadan kaldirmamalaridir. aninda odemeye da bugun dunya sosyal sigorta sistemlerinin icinde bulundugu sorunlar vede nesillerarasi kaynak transferinin gerek felsefi gerekse pratik temelinin sorgulanmasi pekcok dunya ulkesinde siyasi ve akademik gundemin on siralarina gelmistir. bu ilgiyi doguran en buyuk etken de hic suphesiz sosyal guvenlik kurumlarinin kamu finansmaninin en genis sektoru haline gelmesidir. amerika birlesik devletleri, japonya, almanya, ingiltere, fransa ve italya'da sosyal sigorta harcamalarinin butceden aldigi pay bu yillarda ucte bir ile beste bir arasinda degisiyor. hem gelismis ulkelerde hem de gelismekte olan ulkelerde dev boyutlu kamu borclari ile karsiliksiz sigorta pasifleri ust uste kondugunda kamu maliyesinde uzmanlari caresiz birakan ve uzun vadedi gelismeler hakkinda endiseye sevkeden bir tablo ortaya cikiyor. kamu borclari ile karsiliksiz sosyal sigorta pasiflerinin gayri safi milli hasilaya orani amerika birlesik devletleri ve japonya'da yuzde ikiyuz civarinda; bazi avrupa ulkelerinde de yuzde ucyuz civarinda. bu rakam yaslilarin goreceli olarak daha varlikli hale gelmesinin dunya ekonomisinin dinamikleri uzerinde buyuk etkileri vardir. nufusu yaslanan ulkelerde saglik harcamalarinin gayri safi milli hasiladaki payi onemli olcude artar. yaslilarin goreli ekonomik durumunun iyilesmesi bu etkiyi daha da guclendirir. saglik hizmetlerinin genislemesi zorunlu olarak bu hizmetlerde kullanilan sanayi mamullerinin uretimini de artirir. bununla birlikte degisik uretim sektorlerinin uretim, yatirimlar ve istihdam icindeki paylari da degisime ugrar. universitelerden mahkemelere, ulasim araclarindan haberlesme araclarina kadar pek cok konuda onceliklerin degismesi de kacinilmazdir. ancak ekonomik istatistiklerin goz onune cikardigi ilginc bir bulgu da yerlesmis inanclarin tersine yaslilarin zevk-u sefa'ya genclerden cok daha yatkin olmalaridir. gerek asya, gerek avrupa gerekse amerika'da yapilan istatistikler yaslilarin eglence ve seyahat harcamalarinin onceki onyillarin aksine genclerinkinden daha yuksek seviyelere ciktigini gosteri nesiller arasi kaynak aktarimi meselesi demokratik kapitalizmin kurumsal yapisini onemli olcude sarsabilir. son yillarda basta amerika birlesik devletleri olmak uzere pek cok dunya ulkesinde sosyal guvenlik sistemlerine prim odemesi yapanlar ile bu kurumlardan maas alanlar arasinda cekismeler bas gostermeye baslamistir. nufus artis hizinin yavaslamasi ve ortalama insan omrunun uzamasi, olgunlasmis ekonomilerin verimlilik artis hizinin yavaslamasi ve genc nesillerden yasli nesillere kaynak aktarimini kolaylastiran mevzuat ile birlesince sosyal dayanisma sitemleri mali acidan zorlamaktadir. ekonomik teknisyenlerin son yillarda yaptigi calismalara gore bu mali zorluklar ancak sistemin ekonomik ve hukuki prensiplerinde yapilacak buyuk capta reformlarla cozulebilir. bu reformlar kacinilmaz olarak genc nufustan yasli nufusa vede calisanlardan duskunlere kaynak transferinin azaltilmasina yonelecektir. su anda dunya sosyal sigorta sistemleri arasinda cogunlugu olusturan aninda odemeye dayali sistemlerin uzun vaded dunya, ozellikle de avrupa'da yaklasmakta olan sosyal sigortalar krizi gelismis ulkeler ile gelismekte olan ulkeler arasindaki iliskileri de onemli olcude degistirebilir. bugun yirminci yuzyilin ilk yarisinin aksine, dunyada bir sermaye bollugu ortaya cikmis durumdadir. bunun en onemli isareti de butun dunyada reel faizlerin hemen hemen tarihteki en dusuk seviyelerine inmis olmalaridir. bugunlerde dunyamizda ilginc ve iyi planlanmis bir projesi olan bir girisimcinin gerekli sermayeyi bulmasi yonetimi altinda buyuk fonlar olan bir fon yoneticisinin yuksek getirili mali yatirimlar bulmasindan daha kolay. ancak gelismis ulkelerdeki sosyal sigortalar kurumlarinin yukumluluklerini yerine getirebilmeleri ellerindeki fonlara uzun vadede yuksek getiri saglayacak yatirimlar bulmalarina bagli. ekonominin lokomotifinin artik arazi yada sermaye degil teknoloji ve yetismis insan gucu oldugu gelismis ulkelerde buyuk semaye birikimlerine boyle yuksek getiriler saglamak imkansiz gorunuyor. bu durumda gelismis ulkelerin sos nesillerarasi kaynak transferi ve sosyal sigortalar meselesinin seyri hem iktisatlcilar, hem siyasetciler, hem yatirimcilar, hem de bu konuya ister istemez taraf olan sade vatandaslar arasinda merakla izleniyor. gonul ister ki bu konudaki cozum arayislari buyuk catisma ve sarsintilara yol acmadan sonuclandirilabilsin. demokratik kapitalizm muhtemelen yuksek adaptasyan yetenegi sayesinde bu sorunlari da atlatacaktir. ancak tarih gosteriyor ki demokratik kapitalist rejimlerde sorunlar kriz noktasina varmadan akilci ve kapsamli cozumler gundeme gelemeyebiliyor. bakalim amerika birlesik devletleri, avrupa birligi ve japonya kisa vadede ne gibi adimlar atabilecekler? bu ulkelerin yakin gelecekteki tecrubeleri gelismekte olan ulkeler icin de onemli ornekler teskil edecektir.