DEMOKRASI UZERINE 14 mart 1997 son yillarda turk siyasi sahnesi uzun zamandir gorulmedik sekilde hareketlendi. rejim, anayasa, devletin gorev ve yetkileri, insan haklari gibi temel felsefi meseleler sikca tartisilir duruma geldi. belki de elli yillik agir aksak bir demokrasi tecrubesi ile bilinclenen turk halki kagit uzerindeki haklarina sahip cikmaya basladi. ancak katilimcilik acisindan ovguye deger olan son siyasi tartismalar bazen cok daginik ve rasyonellikten uzak hale geliyor. ozellikle de iki onemli noktada kavram karmasasi goze carpiyor: 1. butun turkiye ve dunya insanlarinin pesinden kosuyor gorundugu demokrasinin tanimi nedir? tarihsel gelisimi nasil olmustur? demokrasiyi basarili bir yonetim sekli yapan ozellikler nelerdir? 2. hukumet degisikligi ve rejim degisikligi arasinda ne fark vardir? bir rejim kendisini yikmaya yonelik unsurlari kendi icinde ozgurce yasatabilir mi? oncelikle demokrasinin tanimi ve tarihsel gelisimini islemek istiyorum. demokrasi temel insan hak ve hurriyetlerinin guvence altinda oldugu, hukukun ustunlugune dayanan, siyasi otoritenin secimle is basina gelmis liderlerin elinde bulundugu rejimlere denir. bir ulkede demokrasinin varligi bu uc prensibin de birlikte var olmasina baglidir. uc prensibin biri yada ikisine dayali cesitli demokrasi benzeri rejimler de mevcuttur: teokratik cumhuriyet, sosyalist halk cumhuriyeti ve aristokratik liberalizm gibi. fakat bu rejimleri demokrasi kapsami icine almak mumkun degildir. dunya siyasi ve felsefi tarihinin gelisimi izlenirse insanlarin uc bin yillik tecrube sonucunda demokrasi uzerine yaptiklari cikarimlar su sekilde ozetlenebilir: 1. insanlarin doganin ongordugu duzenden ayrilip medeniyet kurmalarinin amaci mumkun oldugu kadar cok insanin mumkun oldugu kadar mutlu olmasidir. 2. insanlari mutlu etmenin yolu maddi refah seviyelerini yukseltmekten vede bireylerin hak ve hurriyetlerini artirmaktan gecer. 3. maddi refahi en hizli hangi rejimin artirabilecegi tartisma goturur. demokratik, sosyalist, fasist, teokratik, kralci rejimler degisik zamanlarda buyuk basarilara ulasmislardir. ancak insan hak ve hurriyetlerini teminat altina alabilen tek rejim demokrasidir. 4. demokraside temel amac insan hak ve hurriyetlerini guvence altina almak, arac ise hukuk devleti ile secim ve temsil mekanizmalaridir. bu fikir dizisi isiginda turkiye'de son yillarda hizlanan rejim tartismalarina bakildiginda onemli bir noktanin vurgulanmasi gerektigi ortaya cikmaktadir: demokrasi secimle is basina gelen bir iktidarin sinirsiz yetki ve ozgurluklere sahip olmasi demek degildir. serbest secim mekanizmasi iktidara bir yandan yetki ve mesruiyet kazandirir, ote yandan da sinirlamalar koyar. cogunluk iradesine dayali bir baski rejimi yada bir sosyal grubun diger sosyal gruplari tahakkum altina almasi hicbir sekilde demokrasi kavrami ile bagdastirilamaz. demokratik bir hukumetin mesruiyetini saglayan baslica etken secim kazanmis olmaktan daha fazla hukuka saygili olmak vede temel amac olan insan hak ve hurriyetlerini guvence altina almaktir. ekonomik, siyasi ve toplumsal gorevlerini yerine getirmeyen, anayasaya aykiri isler yapan bir hukumet mesruiyetini kaybetmeye mahkumdur. secim mekanizmasinin temelinde iktidar ile secmenler arasindaki bir antlasma yatar. halk iktidari anayasanin getirdigi kurallar dahilinde icraat yapmayi taahhut eden bir gruba vermistir. secilmis iktidar anayasada belirtilen kurallara uymaz, evrensel demokratik prensiplere aldirmaz, verdigi garantileri yok sayarsa kendi varlik nedenini inkar etmis olur. iktidarin mesruiyeti ve demokrasi rejimin kurallari konulari sozu ister istemez yazimizin basinda sozunu ettigimiz ikinci soruya, yani rejim degisikligi meselesine getiriyor. insanlik, tarihin her doneminde degisik yonetim bicimleri icad etmistir. her yonetim bicimi yazili yada fikri bir 'anayasa' ile tanimlanir. ornegin demokrasilerin anayasalari amerikan ve fransiz devrimlerinden esinlenen, temel insan hak ve hurriyetlerini vurgulayan, genis toplum kesimleri tarafindan uzerinde konsensusa varilmis yazili metinlerdir, anayasa bir rejimin varlik nedenini, yapisini, isleyis bicimini tanimlar. belli bir rejim yerlestikten sonra da o rejim icinde hangi insanlarin iktidara sahip olacagi da anayasada yazili kurallarla belirlenir. demokrasilerde iktidar serbest oy hakkinda dayali secimlerle el degistirir. ancak burada dikkat edilmesi gereken en onemli nokta sudur: demokratik bir rejimde secim rejimi sorgulamak icin yapilmaz. rejim icinde kimin iktidara gelecegini belirlemek icin yapilir. secime katilan partilerin demokratik rejim icinde siyaset yapan gruplarin genel bir cerceve uzerinde anlasmis olmalari sarttir. kisacasi, demokrasi dusmanlar degil dostlar arasinda bir oyundur. cerceve uzerinde anlasilamiyorsa, siyasi ozgurlukler yada secim geleneginin toplumsal baris getirmesi beklenemez. demokrasi rejimi icinde secime katilan butun taraflarin, secimi kazanirlarsa iktidarlari doneminde insan haklari ve hukukun ustunlugu ilkelerine sadik kalma ve kendilerine verilen sure bittiginde yine secimle isbasindan ayrilma niyetinde olmalari sarttir. demokrasinin atanmis ve secilmis butun kurumlarinin vede vatandaslarin bu niyete sahip olmayan siyasi hareketleri etkisiz duruma getirmek konusunda kararlilik gostermeleri gerekir. bunu basaramayan bir demokrasinin gelecegi garanti altinda olamaz. tarih gosteriyor ki rejimler arasindaki mucadelenin galibi secimle degil sicak catismayla belirlenir. secim yoluyla demokrasiden teokrasiye yada demokrasiden komunizme gecis demokrasi rejimi ve secim mekanizmasinin mantigina aykiridir. tarih, ders almasini bilenlere engin bir bilgi ve deneyim dagarcigi sunar. turkiye'nin bugun icine dustugu sorunlarin cok benzerlerinin analiz ve cozumleri insanligin eflatun'un ideal cumhuriyet tarifinden rousseau'nun toplumsal kontrat fikrine, 18. yuzyil anglo-sakson filozoflarinin birey hurriyetleri tanimlamalarindan 19.yuzyil avrupa'sinin demokrasiye gecis tecrubelerine kadar uzanan uc bin yillik siyasi felsefe birikiminde yatiyor. demokrasi rejiminin isleyisi ve temelleri uzerinde tartisirken bu birikimi ogrenmek ve degerlendirmek hem turk idarecileri hem de turk secmenleri icin son derece faydali olacaktir. turkiye'de demokrasi rejimi 1960'ta iktidarin rejime sadakati ciddi sekilde sorgulanmaya basladigi icin, 1980'de de idari mekanizmalar tamamen islev yapamaz hale dustugu icin cokmustur. bugun ise rejimin bu iki sorunla ayni anda karsi karsiya oldugunu soyleyenlerin sayisi gitgide artiyor. bu konuda oturup dikkatlice dusunmek ve cozum icin yapici calismalarda bulunmak hepimizin sorumlulugudur. toplu