dunya'da ve turkiye'de laiklik 17 mart 1997 son gunlerde laiklik kavraminin tanimi turk siyasi gundeminin en ust sirasina tirmandi. cumhuriyet rejiminin laiklik anlayisi yaygin olarak sorgulanmaya baslandi. bu tartismada goze carpan baslica iddialardan biri turkiye cumhuriyetinin hukuk sisteminin dini prensipleri ifade etme ve uygulama hurriyetleri uzerinde gereksiz yasaklar koydugudur. bu iddiayi ortaya atanlar siklikla laikligin dunya'nin diger ulkelerinde uygulanan sekillerinin turkiye'dekine ustun oldugunu savunuyorlar. hatta son zamanlarda turkiye'nin "fasist laiklik" anlayisini bir kenara birakip amerika yada almanya'daki gibi "demokratik laisizm"e gecmesi gerektigi gibi ilginc oneriler bile yapildi. turkiye'de laiklik ilkesinin uygulanmasinda zaman zaman dindar vatandaslarin bazilarinin magdur edildigi suphesiz dogrudur. ancak bu olaylar genellikle egitim seviyesi yetersiz, kaynaklari sinirli ve demokratik kurumlari oldukca yeni olan ulkemizde devlet mekanizmasinin yeterince iyi calismamasindan ileri gelmistir. turkiye cumhuriyeti devletinin bir 'din dusmanligi' kampanyasi yuruttugunu ifade yada ima etmek kanimca buyuk bir haksizliktir. turkiye cumhuriyetinin yetmis yillik gecmisi boyunca sadik kaldigi laiklik ilkesi dunya'nin butun diger demokratik ulkelerinde de rejimin temel direklerinden biridir. butun dunya demokrasileri kendilerini yikmaya yonelik ideolojilere karsi savunma mekanizmalari gelistirmislerdir. ornegin bati avrupa ulkelerinde dini kurumlar otoriter rejimlerden demokrasiye gecis surecine engel olmaya calistiklari icin bu ulkeler din ve devlet islerini birbirinden tamamen ayirmaya vede bireylerin istedikleri inanca sahip olma (yada olmama) hakkini saglam sekilde garanti altina almaya ka turkiye'deki laiklik anlayisina alternatif yaklasimlar getirilmesi gerektigini soyleyenler dunya'nin diger ulkelerinden ornekler verdiklerinde en fazla adi gecen ulke amerika birlesik devletleri oluyor. televizyonda amerika birlesik devletleri baskaninin yemin toreni sirasinda yada sahitlerin mahkemelerde ifade vermeden once incile el bastigini gorenler turk hukuk sisteminin dine karsi amerikan hukuk sistemine oranla cok daha 'dusmanca' davrandigini dusunebiliyorlar. gercek sudur ki amerika birlesik devletleri de turkiye cumhuriyeti gibi toplumsal huzur ve barisi korumak ve insan haklarini guvence altina almak icin cesitli onlemler alir. amerika'daki kanunlarin daha ozenle yazildigi, uygulamalarin daha etkili ve adaletli yapildigi soylenebilir; ancak hukuk sistemlerinin dine bakisinda onemli farkliliklar oldugu dogru degildir. bu tartismaya aciklik getirmek uzere yasalar, guncel ornekler ve tarihi olaylardan bir derleme yaparak amerika birlesik devletlerinin toplum yapisinda laikligin yerini inceleyelim: amerikan anayasasinin laiklik ile dogrudan ilgili yada dinin toplum hayatindaki yeri ile ilgili tartismalarda sikca bahsedilen temel maddeleri sunlardir: 1. ek madde: Yasama organi din kuran yada yasaklayan kanun yapamaz. Ifade, yayin, toplanma ve hukumete sikayet hurriyetlerini kisitlayan kanun yapamaz. 9. ek madde: Anayasa'da uzerinde acikca durulan haklar bireylere ait fakat anayasa'da acikca belirtilmemis haklarin kisitlanmasi icin kullanilamaz. 10. ek madde: Anayasa tarafindan acikca federal devlete verilmemis vede eyaletlerin elinden alinmamis haklar eyaletlere yada bireylere aittir. 15. ek madde: Oy verme hakki irk ve renk sebebiyle kisitlanamaz. 19. ek madde: Oy verme hakki cinsiyet sebebiyle kisitlanamaz. anayasa'yi takiben laiklik konusunda cikarilmis olan kanun ve kararlar, baslica gelenekler ve ilginc ornek olaylar da su sekilde ozetlenebilir: amerika birlesik devletlerinde ne federal devlet ne de eyaletler din adami yetistirmezler. amerika birlesik devletlerinin hicbir eyaletinde zorunlu din egitimi yoktur. kilise okullari, ozellikle de katolik okullar amerika'nin en iyi okullari arasindadir. ancak bu okullarda din dersleri mufradatin cok ufak bir parcasidir ve hicbir ogrenciye anne ve babasinin izni olmadan okutulamaz. dini okullarin kendi din yada mezheplerinin propagandasini yapmasi kesinlikle yasaktir. katolik okullarinda bugun pek cok musevi, protestan, musluman, hindu, budist ogrenci okumaktadir. cocuk ve gencleri toplum duzeninin degistirmeye yonelik silahli eylemler yapmaya sevketmek hem federal hem de yerel seviyede buyuk bir suctur. amerika birlesik devletlerinde kiliseler vergi disidir. ancak siyasi faaliyetlere karisamazlar, secim kampanyalarinda acikca taraf tutamazlar. eger gelirlerini siyasi propaganda faaliyetlerinde kullanirlarsa vergi disi statulerini kaybederler ve haklarinda sorusturma acilir. amerika birlesik devletlerinde vergi gelirleri herhangi bir din icin mabed insa edilmesinde kullanilmaz. amerika birlesik devletlerinde ne federal devlet ne de eyaletler dini konularda fikir yurutmezler. ancak dini gruplar din adina uyelerinin hak ve hurriyetlerini anayasaya aykiri olarak kisitlamaya kalkisirsa devlet birey haklarini korumak icin mudahale eder. ornegin hicbir kilise miras hukuku yada ceza kanunlarinin onune alternatif koyamaz. mahkemelerde yemin edilirken bir kutsal kitaba el basilip basilmamasi kisinin tercihine birakilmistir. nufusunun yuzde doksan besi hiristiyan ve en az ucte biri dindar olan amerika birlesik devletlerinde yuz senatorun onu musevi, biri asyali, bir kismi da acikca dinsizdir. amerika birlesik devletlerinde federal yada yerel seviyede siyasi partiler yabanci kisiler yada orgutlerden hicbir sekilde yardim kabul edemezler. su anda bu kurala aykiri hareketler yaptigi iddia edilen baskan clinton hakkinda sorusturma acilmak uzeredir. vatikan'in 1960'li yillarda dunya islerinden buyuk olcude elini ayagini cekmesine kadar amerika birlesik devletlerinde katolik politikacilar siyasette buyuk zorluklar cekmislerdir. ozellikle baskanlik makamina papadan talimat alabilecek birisinin gelmemesi icin siyasi sistemin butun kuruluslari seferber olmuslardir. "allah'in emriyle" zenci ve beyazlarin yada kadin ve erkeklerin ayri hak ve ozgurluklere sahip oldugunu yazmak yada soylemek serbesttir. ancak toplumsal duzeni bu yonde degistirmek icin gizli yada acik olarak harekete gecenler hakkinda takibat yapilir. son zamanlarda dini motiflerle kurtaj kliniklerine silahli saldirilar yapilmis, masum insanlar katledilmistir. bu durum uzerine kurtaj kliniklerine saldirmak federal suc ilan edilmis ve devlet bu saldirilari onlemek icin polis ve istihbarat orgutlerini seferber etmistir. yukarida verdigimiz orneklerden gorulebilecegi gibi amerika birlesik devletleri hukuk sistemi din ve devlet islerinin ayrilmasina hayati onem vermektedir. 1776 amerikan devrimi 1789 fransiz devriminden daha ilimli olmasina ragmen ayni dogrultuda bir harekettir. hem din ve devlet islerinin tamamiyla birbirinden ayrilmasi hem de bireylerin hak ve hurriyetlerinin dini sebeplerle kisitlanmasinin onlenmesi iki devrimin ortak noktalari arasindadir. laiklik amerikan anayasasinin temel taslarindan biridir ve laiklik ile ilgili maddeler son iki yuz yildir onemli bir degisiklige ugramamistir. basindan beri amerikan toplumu degisik dil, din ve inanclara sahip olan insanlarin bir arada baris icinde yasamasi prensibi uzerine kurulmustur. amerikan devletinin temel amaci da ekonomide olsun, dinde olsun kulturde olsun belli bir grubun diger gruplar uzerinde otorite kurmasini engellemektir. herkes bireysel olarak genis bir din ve inanc hurriyetine sahiptir, ancak inanclarini baskalarina empoze etmeye calismak hos karsilanma ulkemizde 1920'lerde yapilan devrimler bati dunyasinda daha once ortaya konulan modellerden esinlenmistir. uygulamada bir takim hatalar ve aksakliklar olmussa da laikligin ulkemizdeki tanimiyla dunya'nin diger medeni ulkelerindeki tanimi arasinda buyuk bir fark yoktur. butun dunya demokrasileri birey hak ve hurriyetlerini guvence altina alma cabasi icinde olmuslardir. din ve devlet islerini birbirinden tamamen ayirma karari da bu cabanin bir parcasidir. laikligin evrensel mantigi soyle ozetlenebilir: bir ulkede nasil ki cogunlugun sosyal adalete inanmasi komunizme, cogunlugun tek bir dil, kultur ve tarihe sahip olmasi irkci milliyetcilige mesruiyet kazandirmiyorsa, cogunlugun belli bir dine mensup olmasi da toplumsal kurallarin din adamlarinin kararlarina birakilmasini hakli kilmaz. herkesin dini ifade ozgurlugune sahip oldugu fakat baskalarinin hayatina mudahale etmeye gerek duymadigi bir gelecege ulasmamiz dilegiyle.