abd ekonomisinde yeniden yapilanma 7 nisan 1997 1980'lerin sonunda sovyetler birliginin cokusu dunya'daki guc dengesini temelinden degistirdi. 45 yildir dunya siyasi sahnesinin gundemini belirleyen dogu/bati kamplasmasi tarihe karisti ve yerini abd agirlikli ve cok kutuplu bir duzene birakti. siyasi sahnedeki bu degisikliklere ekonomik sahnedeki ilginc degisiklikler eslik etti. 1980'lerin basinda artik bir ekonomik super guc olarak zamanini doldurdugu ve inise gecmeye basladigi dusunulen abd son on yilda beklenmedik bir hizla toparlandi. bu arada hem avrupa hem de japonya'da buyuk yapisal problemler su yuzune cikti. 1980'leri yapisal problemlerini cozmeye ve kendini yeni caga hazirlamaya ayiran abd ekonomisi bu gecis doneminden oldukca guclenerek cikti. bu siyasi ve ekonomik gelismeler, abd'nin onumuzdeki on ila yirmi yilda uluslararasi sistemin merkezindeki konumunu korumasinin kuvvetle muhtemel oldugunu gosteriyor. abd'nin korfez krizi sirasindaki siyasi liderlik gosterisi, nato, birlesmis milletler, wto, imf ve dunya bankasi gibi kurumlarin geleceginin belirlenmesinde agirligini koymasi, at'nin genisleme surecine bile mudahale etmesi, dunya'nin en zenginleri siralamsinda abd'li is adamlarinin tekrar tepeye tirmanmasi, nobel odullerinin buyuk cogunlukla abd universitelerine gitmesi, abd borsasinin yukselise japon borsasinin ise inise gecmesi gibi birbirinden bagimsiz gorunen olaylarin hepsi ayni trendin birer parcasi oldugu soylenebilir. bu gelismelerin onemini kavrayabilmek ve olasi sonuclarini inceleyebilmek icin abd'de son on bes yilda yasanan yapisal degisimi gozden gecirmek gerekir. abd 1980'lerde buyuk bir teknolojik devrim yasadi. donemin basinda cok buyuk ozel sirketlerin yada devlet destekli bilimsel kurumlarin arastirma laboratuarlari disinda etkin olarak kullanilmayan bilgisayarlar once butun ofislere, sonra da butun evlere girdi ve medeniyetin odak noktasi haline geldi. halki, ozellikle de gencleri bilgisayar konusunda egitme yarisinda abd diger sanayilesmis ulkelerin acik farkla onune gecti. yine bu yillarda japonya ve diger dogu asya ulkelerinin elektronik esya uretim sanayiindeki tirmanisindan endiseye kapilan abd bu konuda buyuk bir hamleye giristi. akademisyenler, kamu kurumlari ve ozel sektor bir araya gelerek bir milli teknoloji politikasi olusturulmayi ve uygulamayi basardilar. abd askeri teknolojiden haberlesmeye, aerodinamikten biyolojiye kadar pek cok alanda kaybettigi onderlik pozisyonunu yeniden ele gecirdi. ozellikle de silahli kuvvetler ve universiteleri dunya capinda rakipsiz duruma geldi. abd 1980'den beri teknolojik gelismelerin yani sira ekonomik paylasim ve hukuk duzeninde kapsamli degisiklikler yapti. ekonomik alanda teknoloji devrimini algilayan yetenekli insanlarin onunu acti. girisimcilerin hizini kesen burokratik engeller kaldirilmaya baslandi. abd kamu sektoru hem federal hem de yerel seviyede ekonomik degisimlere ayak uydurmaya caba gosterdi. 1980'den itibaren devleti kucultme hedefi siyasi gundemin ilk sirasina oturdu. 1990'dan itibaren de gercekten uygulanmaya basladi. buyuk devlet anlayisinin sanayi toplumunun bir parcasi oldugu, bilgi caginda ve hizmet sektoru agirlikli bir ekonomide ise faydadan cok agirlik teskil ettigi fikri toplumun butun kesimleri arasinda kabul gordu. devletin kucultulmesine paralel olarak abd kamuoyunun sosyal yardim ve sosyal guvenlik kurumlarina bakisi da degismeye basladi. pekcok vatandas maddi sikinti icinde bulunan kisilere karsiliksiz parasal yardim yapilmasina muhalefet etmeye basladi. sosyal guvenlik sahasinda devletin genclerden vergi toplayip yaslilara maas odemesi yerine herkesin gencliginde tasarruf edip, tasarruflarini kendisi degerlendirerek kendi emekliligini finanse etmesine dayali modeller populer hale geldi. son yillarda teknolojik gelismelere ayak uydurmada hem ozel sektor hem de devlet sektoru yogun caba gosterdiyse de ozel sektorun cok daha basarili oldugu gozleniyor. amerikan sirketleri 1950'lerin dunyasinda olusturduklari stratejileri bir yana birakarak iletisim ve ulasim sahalarinda yeni ortaya cikan modern tekniklerden faydalanmaya hiz verdiler. sirketlerde kidem yerine yetenek ve basariyi odullendiren ucret politikalarina gecildi. is yerindeki koklu butun gelenekler tartismaya acildi ve kar marjlarina yeterince katkida bulunmayan faaliyetler azaltildi yada terkedildi. insanlarin uretkenligi daha somut olarak olculmeye baslandi ve yeterince etkin calisamayan personelin yerine hem daha ucuz, hem de teknolojiyle ic ice buyumus genclere sans verildi. sirketin karar mercileri ile dogrudan uretim faaliyetlerinde bulunanlar arasindaki hiyerarsik kademelerin sayisi azaltildi, yonetici/uretici sayisal dengesi yavas yavas ureticilerin lehine degistirildi. abd emek piyasasi dunyanin her yerinden gelen yabanci bilim adami, profesyonel ve girisimcilere acik tutuldu. bu gelismeler sonucunda abd sanayilesmis, olgun ekonomilerin mahkum oldugu soylenen ekonomik buyumenin yavaslamasi trendini tersine cevirmeye basladi. kamu ve ozel sektorun hedeflerindeki degisiklikler abd'nin makroekonomik dengelerini onemli olcude etkiledi. ithalat ve ihracatin onundeki engeller azaltildikca abd ekonomisi icinde dis ticaretin payi artmaya basladi. vergi oranlari azaltilarak girisimcilerin gelirlerinin daha fazlasini ellerinde tutmalarina izin verildi. siyasi iradeninkararlilik gostermesi sonucunda enflasyon kontrol altina alindi ve hemen hemen ortadan kaldirildi. sermaye piyasasi gitgide genisleyerek toplumun butun kaynaklarini icine alan ve etkin sekilde dagitimini saglayan bir mekanizma haline geldi. sermaye piyasasindaki enstrumanlarin cesitlilik ve etkinliginin artmasi atil kaynaklarin harekete gecirilmesine yardimci oldu. insanlarin zenginlesmesi ve sermaye piyasasinin guclenmesine paralel olarak ulke genelinde sermaye kitligi yerini sermeye fazlasina birakti. uretim denkleminde emek, toprak ve sermaye faktorlerine teknoloji faktoru eklendi. uzun sure sermaye en sinirli ve dolayisiyla uretimden en cok pay alan faktor iken simdi bu rol teknoloji ve yetismis insan gucune gecti. sonucta produktivite artis hizinin yavaslama trendi durdu. 1950'lerin temposu yakalanamasa bile 1970 ve 80'ler geride birakildi. enflasyona karsi 1980'lerin basinda verilen yeniden yapilanma kararinin meyveleri son yillarda toplanmaya basladi. faizlerin dusuk, issizligin az, ekonomik buyumenin de hizli oldugu bir makroekonomik rejime girildi. butun bu faktorler vatandaslarin guvenini geri getirdi. 1960'larda kaybedilen gelecege umitle bakma aliskanligi yeniden kazanilma yoluna girdi. abd'de yasanan bu gelismeler hic suphesiz dunya konjonkturunu onemli olcude degistirecek. abd'nin dunya ekonomisi icindeki sayisal payi artmasa da teknolojik onculugu ve toplumsal degisim surecinde ileride olmasi nedeniyle yeni dunya duzeninde onculugu abd yapacak ve kurallarin buyuk bolumunu abd sekillendirecek. buna paralel olarak amerikan tuketim aliskanliklarinin dunyaya yayilmasi surecinin yavas yavas yerini yeni amerikan uretim anlayisinin dunyaya yayilmasi surecine birakacakmasi beklenebilir. nitekim ingiliz ekonomisinin seyri gitgide amerikan ekonomisini andirmakta. son yillarda almanya, japonya, kanada ve fransa basta olmak uzere diger sanayilesmis ulkeler de abd'nin 1980'li yillarda gecirdigi yapisal degisimleri hissediyorlar. sanayi cagi kapanip bilgi cagi acilirken yeni caga hazirlanma yarisinda one gecen abd'nin ekonomik ve siyasi kurumlari bir anlamda butun dunya'da yeni cagin gereklerini anlayan ve uygulamaya calisan birey ve sirketlerin sozculugunu yapiyor. olusacak yeni dunya ekonomik duzeni icerisinde turkiye de dahil olmak uzere butun ulkelerin nasil bir yer alacagini zaman gosterecek.